1. YAZARLAR

  2. Muhsin Nuraydın

  3. Zehirleniyoruz!
Muhsin Nuraydın

Muhsin Nuraydın

Yazarın Tüm Yazıları >

Zehirleniyoruz!

Kendimi bildim bileli karasinek hariç hiçbir sinek türü (sivrisinek dahil) ya da bit, pire, tahta kurusu vb. böcek türü beni sevmez ve asla yanıma yaklaşmaz. Karasinek harici beni ilk rahatsız eden sinek türü, 1980 yılında Adana’da ilk kez tanıştığım beyazsinek olmuştur. 

O yıl tüm medya organlarında da geniş anlamda konu edilen ve yoğun bulutlar halinde şehri basan bu mini minnacık sinekten, çok donanımlı bir maske takmadığınız sürece korunmak imkansızdı. 

Renkleri beyaz ama yoğun bir şekilde her yerde kara bulutlar gibi etrafı kuşatmışlardı. 

Giriş o giriş. Beyazsinek topraklarımıza yerleşti. Şimdi, hemen her mevsim tarımsal üretimde bir baş belası olarak varlığını sürdürüyor. Diğer birçok zararlı gibi, sürdürmeye de devam edecek. Bu basit bir örnek. Daha önceleri hiç bilinmeyen ya da çok az görülebilen zararlılar tarımsal üretimimize ciddi zararlar veriyor. 

SAHADA GÖRDÜKLERİM TÜYLER ÜRPERTİCİ

Peki, bunlarla nasıl mücadele ediliyor? 6 aydır arazideyim. Seralarda ve tarlalarda (açık arazi) sebze, meyve, fidan üreticileri ile birebir sohbet ediyoruz. Zararlı mücadelesinde, istisnasız hemen hepsinin söyledikleri tüyler ürpertici! 

Piyasadaki en ucuz zehirleri fütursuzca kullanıyorlar. Hatta bazıları, ellerinde kalan ama bizim tarımdan sorumsuz yetkililerimizin bile yasaklamak zorunda kaldığı ürünleri kullanmaya devam ediyorlar. Piyasada satılan bu zehirleri etkisi artsın diye önerilen maximum dozlarının iki katına kadar kullanmayı marifet olarak görüyorlar. 

Dünyamız, topraklarımız, floramız, faunamız çevremiz ve insanlarımız zehirleniyor. 

Peki, sorun sadece bilinçsiz kullanım mı? Meseleyi tarihsel, ekonomik ve sosyal açılardan değerlendirdiğinizde, işin iç yüzünün sadece cehalet olmadığını çok net görüyorsunuz.  

Ülkemizde çevreyi, toprağımızı, suyumuzu, havayı, insanı ve tüm canlıları zehirleyen pestisitlerin kullanımı 1970’lerin sonunda büyük bir hızla artış trendine girdi. 

Özellikle 1979’dan 2002 yılına kadar zehir kullanımı neredeyse iki kat artarak yıllık 8 bin ton düzeyinden 15 bin tonun üstüne çıktı.* 

pestiit-istatistik.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DAHA ÇOK ZEHİR SORUNUMUZU ÇÖZMÜYOR

Peki, pestisit kullanımındaki artış, köklü bir çözüm getirdi mi? Hayır. Tam tersine sorun iki yönlü olarak gittikçe büyüyor. Kullanılan ve adına tarım ilacı denilen bu zehirler lokal olarak kısa süreliğine çözüm gibi görünse de uzun vadede daha büyük problemler yaratıyor. 

1. Sıkıntı yaratan zararlı zehirlere karşı mukavemet geliştiriyor ve daha fazla ürüyor. Atılan ilacın miktarını artırılmak zorunda kalıyoruz ya da atım periyodu kısalıyor. İki durumda da kullanılan zehir miktarı artıyor. 
2. Zehirlerle kirlenen ve yapısı bozulan topraklarımızın verimliliği azalıyor. Verimi artırmak için kalıntı ve insan sağlığını tehdit eden metaller içeren zararlı kimyasallarla üretilmiş gübrelerin kullanımı da artıyor. 

Çözüm şudur: Zehir içerikli tarım ilaçlarını tamamen terk etmek. 

Ancak; biyolojik mücadele, doğal elementlerle üretilmiş, zararlı kimyasal içermeyen ya da organik içerikli bitki koruma ürünlerinin kullanımı ile zehirlerden kurtulabiliriz. 

ÇÖZÜM TÜKETİCİNİN TALEBİYLE BAŞLAR

Bu ürünlerin kullanımını sağlamak ve zehirlerden kurtulmanın yolu öncelikle biz insanların/tüketicilerin buna karşı savaş açmalarıyla mümkün. Kalıntı içermeyen ya da gerçek anlamda organik ürünler talep etmek çözüme giden yolda ilk adımdır. 

Ancak bu asla tek başına yeterli olamaz. Bunun yanında iyi bir eğitim almış yeni yetişen genç, bilinçli, duyarlı insanları tarım sektöründe çalışmalarını sağlayacak bir istihdam politikası geliştirmek; atılması gereken ikinci adımdır. 

Bütün bunların bir maliyeti var elbette. Ancak hiç bir bedel yerküremizi, doğayı ve onunla bağlantılı olarak insanı korumaktan daha değerli değil. 

Şu anda var olan tarımsal üretimde zehirli tarım ilaçlarını yasaklayarak sorunu çözmek mümkün mü? Üreticilerin hâlihazırdaki ekonomik şartları altında imkansız. Üretirken zehir kullanmayı önlemek, üretim ve tüketim zincirinde daha sağlıklı ve dengeli bir ekonomik yapı oluşturmaya bağlı, uzun vadede çözülebilecek bir meseledir. Dengeli ekonomik yapı derken kastettiğim, üreticinin gelirini artıracak ama tüketiciye de zarar vermeyecek yeni bir yapı oluşturulmasıdır.

 

*Kaynak: Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Dergisi; 40 (2), 87-92, 2009 ISSN: 1300 - 9036 Türkiye’de Pestisit Kullanımı ve Çevreye Olan Etkileri Aysun Altıkat, Tuba Turan, Fatma Ekmekyapar Torun. Atatürk Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, 25240, Erzurum. (aozen@atauni.edu.tr) Züleyha Bingül, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, 25000, Erzurum.

Önceki ve Sonraki Yazılar