1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Üretmeyen köleleşir
Erdem Güner

Erdem Güner

Yazarın Tüm Yazıları >

Üretmeyen köleleşir

İnsanın üretim araçlarını haczedemezsin. Çünkü üretmek insanı insan yapan şeydir, üretim aracını elinden alırsan o insanı toplumun dışına itersin. Ayrıca borcunu ödeyemedi diye üretim aracını elinden aldığın insandan, borcunu ödemesini nasıl bekleyeceğiz?

Girdi maliyetleri tartışmasını çok yanlış bir yöne götürüyoruz milletçe. 

Çiftçi üretim maliyetlerinin yüksekliğinden ve ürünün çok ucuza satılmasından şikayet ederken; tüketici, gıda fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyor. T.B.M.M.’deki muhalif kanadın sözcülerinden bazıları da diyor ki, işte “Dolar 8,5 lira iken üre gübresi 2.400 liraydı; dolar 7,4 liraya düştü ama gübre 3.050 lira oldu! Bu anlaşılır gibi değil!” 

Bize göre başlangıç seviyesinde ekonomi öğrenimi görmemiş milletvekilleri, bu işlerle ilgili demeç vermesin. Muhalif ise hele, hiç oralı bile olmasın. Başka işlerle uğraşsın. 

Bugün Türkiye’de girdi fiyatları dolar yükseldiği için artmıyor. Dolayısıyla girdi fiyatları dolar düştüğünde düşmüyor, hatta artmaya devam ediyor. Çünkü konunun dolarla alakası yok. Dolar, TL’nin değerini ölçebildiğimiz aparatlardan sadece bir tanesidir. Bütün bu işler, TL’nin değeri düştüğü için gerçekleşiyor. 

Peki, bu işlerin dövizle alakası yoksa neyle alakası var? Sıralayalım. 

ÜRETMEYEN KÖLELEŞİR

Üretim yaparsanız paranız değerlenir, alım gücünüz artar, refahınız artar, yatırım kabiliyetiniz artar, insana daha çok yatırım yaparsınız, öndeki pozisyonunuz daha önlere doğru ilerler. 

Üretmezseniz, kaybedersiniz. Kainatın en kestirme, en berrak bilgisi budur. Nettir; üretmeyen köleleşir. 

Dünya toplumlarının ürettiği emtiaların sayısı çoktur. Bazı ülkelerin ürettiği mal sayısı olağanüstü çoktur. 

Mesela Çin’le ilgili bilgi sahibi olanlar, “Çin malı kötüdür” diyenlere şöyle cevap verir; “Çin’de bulamayacağınız hiçbir şey yoktur. Siz ne kadar ödemek istiyorsanız o kadar kalite alırsınız. Çin malı kötüdür diyorsanız siz ucuzunu ve kötüsünü almak istediğiniz içindir.” Çin’in geldiği noktayı biliyoruz. Adamlar üretiyor. 

Hangi masalı anlatırsanız anlatın, Türkiye’nin ürettiği emtia sayısı, yani miktar demiyorum daha bakın, sadece mal çeşidi olarak diyorum; gülünç denecek kadar azdır. Hele piyasasında söz sahibi olabildiğimiz malların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. O malların da yarıdan fazlası tarım ürünüdür; biri de turizm hizmetidir. 

Ülkemizde üretiyoruz dediğimiz, mesela mermer gibi bazı malları da büyük ölçüde yabancı sermayeli şirketler üretir hale geldi. O da ayrı konu. 

83 MİLYON İNSAN NEYLE GEÇİNİYOR?

Hâsılı, uzatmayalım; Türkiye üretim yapan bir ülke değil. Peki, 83 milyonluk nüfus neyle geçiniyor madem, üretmeden? 

Birinci yol şu; üretime inanmış atalarımızın ürettiklerini, biriktirdiklerini satarak geçiniyoruz. 

Resmi Gazete’yi her gün takip edenler bilir; Gazete istisnasız her gün, halka ait satılık devlet mülklerinin ilanlarıyla dolu. Bazı günler yüzlerce satılık mülk ilanları yayınlanıyor. 

Mesela devletin para rezervlerini boşaltarak geçiniyoruz! Hiçbir devletin asla eksiltmemesi gereken altın ve döviz rezervlerini yok ettik. Darphanemizde bastığımız paranın, rezervlerimizde karşılığı yok. Girdi fiyatlarının artmasından başka ne bekliyoruz ki? Paramız karşılıksız, değersiz; elbette her şeyin fiyatı artacak.

UTANÇ VERİCİ BROŞÜR: DAMAR YOLUNU AÇTIK BUYRUN SÖMÜRÜN

İkincisi, ürettiği az sayıda malı üreten emekçilerin emeğini ucuza satarak geçiniyoruz. Geçen ay İstanbul Ticaret Odası yabancı sermayeyi ülkeye davet ederken övünülecek bir şeymiş gibi işçiliğin ne kadar ucuz olduğunu anlatan broşür bastırdı. Diyorlar ki, “Biz damar yolunu açtık, emmek isteyen buyursun.”

Nerede durduğu önemli değil; bunlar herhangi bir vatandaş için utanç vericidir… 

ÜRETİM ARAÇLARINI HACZETMEK TOPLUMSAL İNTİHARDIR

Üçüncüsü de yurttaşlarımızın geleceğini satarak geçiniyoruz. Yani borçlanarak. 

Borçlanarak yaşamanın ne olduğunu en iyi Türk çiftçisi bilir. Bazı çiftçiler kredi faizlerinin ezici yükü altında üretim kabiliyetlerini kaybettiler. Üretim araçları ellerinden alındı. 

İstikrarlı toplumların ortak bir özelliği şudur; herhangi bir nedenle varlıklarına el konacak insanın üretimde kullandığı eşyayı, mülkü haczedemezsin. Çünkü üretmek insanı insan yapan şeydir, üretim aracını elinden alırsan o insanı toplumun dışına itersin. 

Ayrıca borcunu ödeyemedi diye üretim aracını elinden aldığın insandan, borcunu ödemesini nasıl bekleyeceğiz? 

İNSANLAR AKILLIDIR VE HER ŞEYİ GÖRÜRLER

Mallarını hala koruyabilen çiftçilerin bazıları ise üretimden vazgeçti. 

Ama bireyler olarak kendi irademiz dışında da borçlanıyoruz. İstesek de istemesek de oy vererek seçtiğimiz yöneticilerin ülkemiz adına aldıkları her borca ortağız hepimiz. 

İşte o borçlar yüzünden girdi fiyatları durdurulamaz biçimde artıyor. Durdurmazsak artmaya devam edecek. Yani, döviz konusu başka bir konu. 

Bazı ekonomistler de diyor ki, işte “Doların yükselişi durdu, Karadeniz’de gaz bulduk, Katar sermayesi yeniden bize yöneldi, yabancı sermaye borsamıza tekrar alaka gösteriyor, faizleri de arttırdık ama yastık altındaki dolar miktarı artmaya devam ediyor. Kimse TL’ye dönmüyor, neden acaba!?”

Çok kısa cevap vereyim: Çünkü TL değersiz. Nedeni bu.

Üstelik bütün bu yukarda saydığımız nedenlerin hiç birinin değişeceğine dair hiçbir işaret yok ama daha kötü olacağına dair sayısız işaret var ve insanlar aptal değillerdir. 

İnsanlar akıllıdır ve er ya da geç her şeyi görürler. 

O nedenle kimse karamsar olmaya kalkmasın. İnsanlar muktedirdirler ve işleri yoluna koyacaklar.

Önceki ve Sonraki Yazılar