1. HABERLER

  2. HAYVANCILIK

  3. Toroslarda yırtıcı saldırıları küçükbaş sürülerini tehdit ediyor

Toroslarda yırtıcı saldırıları küçükbaş sürülerini tehdit ediyor

Antalya’da Toros yaylalarında güdüme çıkan küçükbaş sürülerine dalan yırtıcı hayvanlar, yüzde 10’ların üstüne çıkan kayıplara neden oluyor. 

Toroslarda yırtıcı saldırıları küçükbaş sürülerini tehdit ediyor

Hal Postası - Antalya’da Toros yaylalarında güdüme çıkan küçükbaş sürülerine dalan yırtıcı hayvanlar, yüzde 10’ların üstüne çıkan kayıplara neden oluyor. 

Antalya bölgesinde Toros yaylalarına, hatta yüksek rakımlar dışında kent merkezine nispeten yakın Döşemealtı ilçesinde bile yırtıcı hayvan saldırıları, koyun ve keçi sürülerine büyük zarar veriyor. 

Antalya Damızlık Koyun Keçi yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, sorunun boyutlarının büyüdüğünü ve bazı sürülerde kayıp oranının yüzde 10’un üzerine çıktığını kaydetti. Son olarak Finike bölgesinden gelen ihbarları yerinde incelemek üzere ilçeye gideceklerini belirten Öztürk, şunları kaydetti, “Kış sezonu olmasına rağmen, sürüler güdülmeye gidiyor ve akşam olunca da tabii ki bir ağılın içine alınıyor fakat ona rağmen yırtıcı hayvan saldırıları dinmiyor. Yetiştiricilerimizden, yaban domuzlarının yediği oğlakların fotoğrafları geliyor. Aç kalınca, oğlaklara dadanmışlar. Yetiştiriciler ne kadar dikkatli olursa olsun, sürüleri koruyamıyorlar.” 

yirtici2.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sürülere zarar veren yırtıcılar arasında kurt, çakal, yaban domuzu ve vaşakların olduğunu söyleyen Zeliha Öztürk, Antalya’da aslında evcil olarak doğaya salınan ama zaman içinde vahşi türlerle çiftleşerek vahşileşmiş bazı türler olduğunu da kaydetti. Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü, “Ortada bir saldırı ve kayıplar var ama biz bu durumu Orman Bakanlığı’na kabul ettiremiyoruz. Orman Bakanlığı’nın orman alanlarındaki faunaya ilişkin envanterini artık yenilemesi gerekir. Çünkü yazışmalarımızda cevap olarak sürekli ‘yırtıcı popülasyonunda herhangi bir artış yoktur’ ifadesi geliyor. Belki doğrudur ama şöyle bir gerçek de var; bizim sorunumuz her geçen gün büyüyor. Ayrıca o bölgelerde vahşileşmiş bazı hayvan türleri gelişmiş olabilir. Bu konuda çalışma yapılması gerekiyor.”

“TARIM SİGORTASININ ALTYAPI EKSİKLERİ TAMAMLANMALI”

Özellikle Döşemealtı bölgesinde, birçok yetiştiricinin saldırılar sebebiyle yetiştiriciliği bıraktığını anlatan Başkan Zeliha Öztürk, daha çoğunun da sürülerini küçülttüğünü belirtti, “Günde bir, iki hayvanını kaybeden yetiştirici, bununla artık baş edemez hale geldi. Sadece bir bölgede değil. Ama özellikle Döşemealtı, Manavgat, Finike ve Kaş’ta yoğun bir şekilde kurt saldırısına maruz kalıyoruz. Bu sebeple Birlik olarak Tarsim sigortalarını devreye sokmak istiyoruz. Bununla ilgili girişimlerimiz var ama Tarsim’den destek alabilmek için bazı altyapı sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Nedir bu? Mesela hayvanlarımız küpeleniyor ancak dağda gezdiklerinden dolayı küpelerde düşmeler olabiliyor. Küpelerin kalitesizliğini yetiştiricilerimiz de sürekli vurguluyor. Küpeleri sabitleyebilir ya da düşen küpeleri ivedilikle yerine koyabilirsek, Tarsim’den bir tazminat talebimiz olabilir. Sigortalama çalışmalarımız var. Bunu yapabilirsek en azından 3-5 yetiştiricimizi sektörden el çektirmemiş oluruz.” 

yirtici3a.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZARAR ORANI ÇOK YÜKSEK

Vahşi hayvan saldırılarının davar sürülerine verdiği zararın yüzde 10-15 aralığına çıktığını vurgulayan Zeliha Öztürk, “600 bin anaç hayvan sayısı bildirdiğimiz yerde, yaklaşık olarak sürülerinin yüzde 10’unu kaybettiğini söyleyen yetiştiricilerimiz var. Şimdi Finike’ye gideceğiz. Yetiştiricimizin yaklaşık 20 keçisi kayıp. Yani 150 keçisi olan bir yetiştiricinin 20 keçisi kayıp! Yüzde 10’un üzerinde. Bu sabah aradı, ‘Gel gir başkanım sürünün içine, boynundan yaralanmış 10 kadar da keçi var’ dedi” diye konuştu. 

yirtici4a.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SALDIRILAR HER YIL ARTIYOR

Yırtıcı saldırılarının yeni bir olay olmadığını ancak her yıl giderek artan bir probleme dönüştüğünü belirten Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı, “Şahsi kanaatim, bu yırtıcıların veya vahşi hayvanların doğal yaşam alanı daraldıkça, yıllar itibarıyla sorunun giderek arttığı yönünde. Domuz avına çıkmak gerekir ama ekili, dikili arazisi yoksa kimse domuz saldırılarını ciddiye almıyor. Dolayısıyla da engellemeye yönelik bir girişimde bulunulmuyor. Geçen gün biri aradı: ‘yıl boyunca 100 koyunum gitti’ dedi. Bugünün parasıyla 150 bin lira! İç Anadolu’da böyle bir sıkıntı yok ama Antalya keçi varlığında 2. sırada olduğu için biz daha çok karşılaşıyoruz.  Torosların çetin şartları, halihazırda hayvanların orman içi otlatma bölgesinde olması ve bölgenin kırsallığı da buna olanak sağlıyor. Antalya’da ciddi bir milli park sayısı var ve biz de bu parkların yanında yöresinde hayvancılıkla uğraşıyoruz. Bu da sıkıntı yaratıyor.” 

Erdem Güner / Hal Postası

Önceki ve Sonraki Haberler