1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Tarımı güzellik kurtaracak
Erdem Güner

Erdem Güner

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarımı güzellik kurtaracak

Dünyanın her yerinde hayatı güzelleştirenler, hayatı yaşanır kılanlar her zaman iyi insanlar olmuştur. İyi insanların varlığına olan inancı kaybetmemek lazım. 

Antalya’da o zamanlar iş dünyasının pek rağbet ettiği restoranlardan birinin kapısından girdim. Yeni iş fikri hakkında görüşmek isteyen insanlar, yanlarında başkalarını da getirmişlerdi. Proje hakkında bilgim olmadığı için, herhalde işle ilgili kimseleri de getirmişler diye düşünerek bana ayrılan yere oturdum. 

DANIŞMANLIK MÜESSESESİ YÜKSELİRKEN

Tarihi tam olarak hatırlamıyorum ama tarımsal danışmanlık müessesesinin biraz yükselişte olduğu, gündemde tutulduğu zamanlardı. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ziraat mühendisi diplomaları kiralanıyor; o bölgede durmadan, danışman desteklerini toplamak dışında hiçbir iş yapmayan danışmanlık ofisleri açılıyordu. Bölgedeki arazi ölçekleri çok büyük olduğu için o civarda bu yöntem muazzam paralar kazandırıyordu. Neyse ki bu sahtekar danışmanlık ofislerinin ömrü uzun sürmedi. 

İşletme ölçeği büyükse, danışmanlık gibi hizmetler her zaman yükseliştedir ama o dönemde küçük ölçekli çiftçilerin de danışmanlık hizmeti almasının sanki bir yolu bulunuyor gibiydi. 

Antalya’da durum Harran bölgesinden biraz farklıydı. Ölçekler küçüktü ve çiftçi bilimsel danışmanlığa nispeten daha açık haldeydi. Birçok ziraat mühendisi arkadaşımız danışmanlık sertifikası alıyor; kendi danışmanlık ofislerini açıyorlardı. Bölgede danışmanlık yapanlar, gerçekten teknik danışmanlık veren mühendislerdi. İş, yaygınlaşacak gibi görünüyordu. 

Sonradan bu beklentilerin hepsi boşa çıktı tabi, o ayrı konu. 

PROJE FİKRİ Mİ SÖMÜRÜ TEZGAHI MI?

Masada benim iletişim danışmanı ve medya koordinatörü olarak projeye katılmamı isteyen insanla beraber, Antalya’da tanınmış bir tarım danışmanı; zamanın Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Müdürlüğü’nden yönetici pozisyonundaki bir kişi ve bir de projede sekretaryayı üstlenecek birisi vardı. 

Yeni iş fikri denince, hele ki tarımla ilgiliyse; koşulsuz heyecan duyar, ilgilenirim. Yine öyle olmuştu. Ancak iş fikri olarak bahsedilen projeyi orada öğrendikten sonra rengim, hissiyatım değişti. Buz gibi oldum. Hiddetlendim ama kendimi kontrol etmeye çalışarak, masadan bir an evvel kalkmanın yollarını aramaya başladım. 

Proje şuydu: Efendim Kınık, Ova bölgesinde 133 çiftçi, nasıl örgütlediler hala bilmiyorum; bir araya getirilmiş. Bu çiftçilere denmiş ki “Size ücretsiz tarım danışmanlığı hizmeti vereceğiz. Danışmanlarımız hepinizin serasına haftada bir kez uğrayacak inceleme yapacak ve ihtiyaç duyduğunuz zirai mücadele programını; bitki besleme programını oluşturacak ve reçetelerinizi yazacak. Siz de programa uygun şekilde yetiştiricilik yapacaksınız. Ürününüz daha sağlıklı, daha verimli olacak.” 

OLTANIN UCUNDA BEDAVA HİZMET VAR

Buraya kadar harika. Diyeceksiniz ki “Bedava hizmeti kim verir?” Doğru soru. 

Bu noktadan sonra proje ilginçleşmeye başladı. Şöyle: Proje yürütücüsü bu fikri gitmiş bazı girdi şirketleriyle de paylaşmış. Demiş ki; “Böyle, böyle elimizde 133 sera çiftçisi var; bunlara danışmanlık vereceğiz, reçetelerini yazacağız; işin finansmanı için de sizin şirket sponsor olsun, yıllık sponsorluk ücreti olarak işte şu kadar parayı ödeyin; biz de reçetelere sizin ürünleri yazalım.” Bunları söylerken de işte şu kadar sürede 10 ton, 50 ton falan gibi kotalar belirlemişler. 

Daha ilginç bir şey söyleyeyim; anlı şanlı 6 şirket bu tezgaha olur demiş ve sponsorluk (!) ücretini çoktan ödemiş bile… Proje dedikleri bu tezgah hayata geçmediği için sponsor şirketlerin adlarını açıklamayacağım.

Kınık bölgesinin şöyle bir özelliği vardır; sera ölçeği ortalaması Antalya’ya nazaran yüksektir. Antalya’da ortalama sera ölçeği o günlerde 3,5 dekardı ve Kınık bölgesinde bu ortalama, 12 dekar civarındaydı. Yani 133 çiftçi en az 1.500 dekar anlamına geliyordu. Toplam arazi genişliği olarak hiç fena değil. Bugün bile Antalya’da bu genişlikte araziye danışmanlık verebilen ziraat mühendisi sayısı pek fazla olmasa gerek.

Hâsılı, masadan kalkarken şöyle bir konuşma yaptım; “Bu planladığınız iş şu anlama geliyor; siz hem doktor, hem eczacı, hem de cenaze levazımatçısı olacaksınız ve bu sisteminizi pazarlayacaksınız. Bir kere bu proje ahlaki açıdan sorunludur. Dolayısıyla benim herhangi bir şekilde içinde yer almam söz konusu değil.” 

VİCDAN SAHİBİ İNSANLAR

“İkincisi, böyle bir projeyi başlatabilirsiniz. Bir süre ilerleyebilirsiniz de. Ama yasal bir engel yoksa bile; fazla ilerlemeden önce mutlaka birileri çıkıp kurduğunuz sistemi dağıtacaktır çünkü vicdan sahibi birçok insan var sektörde. Sayıları sizden fazla. Mutlaka birisi tekerinize çomak sokacaktır. İyisi mi siz öyle birine denk geldiğinizde ne yapacağınızı da iyice planlayın. Çünkü böyle bir sistemi gizli tutmanız gerekir ama bu sistemi gizlemeniz imkansız. Bir de iletişim ve medya çalışması planlamışsınız beni çağırıyorsunuz; bu kadar pervasızlık inanılır gibi değil!”

Bunları söyleyince masada esen sıcak (!) Antalya rüzgarını tarif etmem zor. Can sıkıcı tarafı; böyle bir görüşmede masadan kalkmanız gerekirken tam olarak ne zaman, nasıl kalkacağınızı hesaplamaktır. İnsanın içi burulur, kaslarınız öfkeden, sinirden kramplara boğulur. 

Konuşmamın ardından bir iki laf eveleyip gevelediler; işte “tam olarak öyle değil”, falan filan derken “Sağını solunu değiştirmeyi deneyebilirsiniz ama size başarılar dilerim, benim işim olmaz” deyip ayrıldım. 

Toplantı ne kadar sürdü bilmem. Birkaç hafta sonra projeye finansman sağlayan sponsor firmaların paralarını geri istediğini öğrendim. Proje başlamadan bitmiş. 

O İYİ İNSANLAR NEREDELER?

Nasıl mı? 

Adını hatırlamıyorum, zamanın Kınık Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü olayı öğrenince toplamış o 133 çiftçiyi ve şöyle demiş, “Aranızda bu sisteme katılan biri olduğunu duyarsam, hatta o insanlarla bir daha görüşme yapan birinizi duyacak olursam; bir daha Kooperatifin önünden bile geçemez!”

Kooperatif Müdürü’nden Allah razı olsun. Tek kalemde işi bitirmiş. Tertemiz. Böyle kamu adamları lazım memlekete… 

Hikayenin diğer aktörlerinin akıbeti de zamanın acımasızlığı içinde seyretti. O gün o masada oturan herkes bir şekilde layığını buldu. 

O Kooperatif Müdürü gibi kimselerin yüzü suyu hürmetine, iyiliğe inanacağız. Umut etmeye devam edeceğiz; onların hatırına doğru bildiğimiz yolda azimle çalışmayı sürdüreceğiz. 

Diyeceğim; iyi insanlar, o güzel atlara binip bir yere gitmediler. Varlar, buradalar ve Türk tarımının geleceğini o vicdan sahibi insanlar kurtaracak. 

Önceki ve Sonraki Yazılar