1. YAZARLAR

  2. Aziz Oral

  3. Şekeri bitirirseniz tarımı bitirirsiniz
Aziz Oral

Aziz Oral

Yazarın Tüm Yazıları >

Şekeri bitirirseniz tarımı bitirirsiniz

27 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazete’de çok önce defteri dürülerek kapatılan Türkiye Şeker Kurumu’nun üç adet yönetmeliğinin (bütçe ve muhasebe yönetmeliği; personel yönetmeliği ve çalışma usul ve esaslarına ilişkin yönetmelik) yürürlükten kaldırıldığını bildiren Tarım Bakanlığı yönetmelikleri yayımlandı. 

Yani fiilen ve taammüden yok edilen Kurum’un yönetmeliğine gelmiş, sıra. 

Gülsek mi, ağlasak mı bilemedik ve Türkiye Şeker Kurumu’nun (TürkŞeker) ne olduğunu, biraz geçmişine de bakarak anlatalım da ne yapacağına okuyucu karar versin istedik… 

Bilindiği gibi TürkŞeker ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ortaklığı ile kurulan Türk Şeker Tarım AŞ, sözleşmeli tarım yoluyla çiftçiden sabit fiyat garantili yaş sebze meyve alıyor. 

Bu haberleri okuyup ta sevinmemek mümkün değil! Gerçekten üreticinin kamu kurumları aracılığıyla desteklenmesini çok olumlu bir olay olarak değerlendiririz. TürkŞeker de sözleşmeli tarımı onlarca yıldır uygulayan devasa bir milli kuruluş olarak en uygun uygulayıcıdır elbette.  

SÖZLEŞMELİ TARIMIN USTASI: TÜRKŞEKER

Biraz eskilere gidelim; Türkiye’de tarımsal üretim planlaması yapan ilk ve tek kuruluş TürkŞeker’dir. Ürettirdiği ürün de şeker pancarıdır. Bir zamanlar 33 adet şeker fabrikasına sahip olan şirketin, 11 fabrikası özel sektöre satıldı. 

Bu fabrikaların her birinde, yıllık pancar işleme kapasitesine göre üretim planlaması yapan ve ekilecek alanları tespit edip, üreticilerle sözleşme düzenleyen Pancar Bölge Şeflikleri vardır. Bir fabrikanın işleyeceği yıllık pancar miktarı, o bölge şefliklerinin faaliyet alanlarındaki üreticilerle sözleşmeler düzenlenerek dağıtılır. 

TÜRKŞEKER MİLLETİN UN YAĞ ŞEKER ET VE SÜT İHTİYACINI KARŞILIYORDU

Sözleşmelerden sonra top TürkŞeker’dedir. Üreticinin ihtiyacı olan tohum bizzat bölge şefliğinin görevlileri ve mibzerleri tarafından ekilir. Pancar üretimi, birer yıl arayla buğday ve ayçiçeği ile münavebeli olarak gerçekleştirilir. Böylece milletin ihtiyacını karşılayacak kadar un, yağ ve şeker üretimi garanti altına alınmış olur, ithalata gerek kalmaz. 

Arazisi ekilen üreticiye gübre ve ilaç desteği verilir. Çapa ve diğer ihtiyaçları için de nakit kredi verilir. Böylece pancar çiftçisinin tüm ihtiyaçları karşılanmış olur. 

Ekili alanlar, Bölge Şefliği elemanları tarafından devamlı kontrol edilerek olumsuz gelişmelere anında müdahale edilir ve bu hizmetler, hasada kadar aralıksız devam eder. O yıl açıklanan pancar taban fiyatı ile üreticinin elindeki tüm ürünler satın alınır. O fabrikanın üretime başlayacağı tarihe göre bölgelerden pancar sökümü için üreticilere gün verilir. Üretici pancarını söker; Bölge Şefliğinde tarttırır ve ürününü Şefliğe ait depoya teslim eder. 

Yine fabrika kapasitesi ve fabrika alanındaki depolama imkanları dikkate alınarak bölgelerde toplanan pancar, çoğunlukla demiryoluyla ve kamyonlarla fabrikalara sevk edilir. 

Nihayetinde üretici, elindeki kantar fişi ile birlikte fabrika pancar muhasebe servisine giderek borçlarının mahsubundan sonra kalan alacağını; duruma göre nakit olarak veya en çok bir iki taksit halinde alır. Ayrıca teslim ettiği pancarın miktarına göre kendisine küspe ve melas verilir. Böylece çiftçinin hayvan beslemesine de katkı sağlanır. 

Yani un, yağ ve şekere ilaveten süt ve et üretimi de düzenli olarak gerçekleştirilmiş olur. 1974 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile besi projesinde görevlendirilen TürkŞeker ve Et Balık Kurumu, çok kısa bir zamanda et kıtlığını sona erdirmiştir.

HERKES NE KAZANACAĞINI SEZON BAŞINDA BİLİR

Bu sistemde tesadüfler en aza indirilmiştir. Çok büyük afet, felaket vb. durumlar olmadıkça, rastlantısal sonuçlar alma ihtimali düşüktür. Fabrikanın kaç gün çalışacağı, ne kadar pancar işleyeceği ve ne kadar şeker üreteceği baştan hesaplanmıştır. Herkesin ne zaman ne kadar kazanacağı da sezon başlarken bellidir. 

Bu rutin işlemler tüm şeker fabrikaları için geçerlidir. 

TürkŞeker bu kurulu düzeniyle kişi başına yıllık şeker tüketimini de hesaplıyordu. Böylece ne kadar şeker üretileceği hususu, ekilecek pancarın miktarı ve fabrikaların kapasiteleri dikkate alınarak planlama yapılıyordu. Bu sayede yurtiçindeki ihtiyaca yetecek miktarda şeker de tamamen yerli pancarlardan üretiliyordu. 

Emniyet stoku olarak depolarda stoklanan bir miktar şeker dışındaki ihtiyaç fazlası şeker de en yakın ülkelere ihraç ediliyordu. Üretim planlaması tüketime göre hesaplanıyor; planlanmış üretim süreçleri tıkır tıkır yürütülüyordu.

Ama Türkiye Şeker Kurumu kapatıldı. Fabrikaları teker teker satılıyor. Satın alanlar tesislerin makine parkı ve çok değerli arsalarının cazibesini satın alıyor. Yoksa sözleşmeli üretim yapmak, şeker üretmek falan gibi dertleri yok. 

Yazımızın başında TürkŞeker Tarım AŞ’nin başta domates olmak üzere diğer sebzeleri de sabit fiyat garantili sözleşmelerle çiftçiye ürettireceğini bildiren haberlerden bahsetmiştik. 

ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN ÇIKIYOR HER ŞEY İTHAL EDİLİYOR

Böyle bir haber üretici açısından tabi ki çok sevindiricidir. Ancak konuyla ilgili bazı gerçekler, işin renginin farklı olduğunu ortaya koyuyor. Her şeyden önce yaş sebze ve meyvede sabit fiyat garantisi vermek mümkün değildir. Yani TürkŞeker Tarım AŞ ile aslında iflas edeceği kesin olan bir sistem kuruluyor. 

Şeker örneğinden devam edelim. Yurt içi tüketiminin tamamını karşılayan ve diğer ülkelere şeker ihraç eden Türkiye, 2019 yılında Rusya’dan 1.400 ton şeker ithal etti. 

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ve kotalar sebebiyle pancar ekilişi ve üretimi her geçen yıl azalıyor. Buna paralel olarak üçlü münavebe sistemi ile pancarın yanında üretilen ayçiçeği ve buğday üretimleri de ne yazık ki devamlı azalıyor. 

Geçen yıl piyasaya arz edilen ayçiçeği ve ham yağın %65 i ithal, %35 ise yerli üretimle karşılandı. Türkiye dünyanın bir numaralı yağlık ayçiçeği tohumu ithalatçısı oldu. Pandemi sebebi ile 690 dolar civarındaki ham yağ fiyatı 1.300 dolara yükseldi ve halkımız yüksek fiyatlarla yemeklik yağ tüketmek zorunda kaldı. Acı gerçek ise fiyatların daha da yükseleceğidir. 

Buğdayda da durum pek farklı değil. Üreticimizin hasada başlayacağı günlerde ithalattan alınan fon ve vergiler düşürüldü. Üretici maliyetinin altında fiyatlarla ürün satmak durumunda kaldı. Bu nedenlerle pek çok üretici gelecek yıl üretimden çekilecek. Kimi küstüğü için çekilecek, kimi tekrar üretecek gücü kalmadığı için… Sonuç; 2020 yılının ilk dokuz ayında 6,8 milyon ton buğday ithal edildi ve 1,6 milyar dolar ödendi. Anadolu üreticisine verilmeyen para, yabancı ülkelerin üreticilerine verilmiş oldu. 

Gerek pancar küspesi, gerekse ayçiçeği küspesi yem sanayinin temelini oluşturur. Yem sanayisinde kullanılan ayçiçeği tohumu ve küspesi ithal edildiğinde, döviz kurlarındaki artışlar yem maliyetlerine doğrudan yansır. Maliyetler artınca da büyükbaş hayvan besicilerimiz büyük zarara uğruyor. Yem pahalı olunca hayvan besiciliği dumura uğruyor; kırmızı et üretimi ihtiyaca yetmiyor, hayvan besicilerimiz perişan her şeyleri haciz kıskacında! Ama paramız var ki saman, canlı hayvan ve karkas et ithal ediyoruz! 

İthalattan sadece et besiciliği değil süt üreticiliği de kötü etkileniyor. Yem pahalı olunca süt üretimi azalıyor, süt fiyatları marketlerde 7 lira civarına tırmanıyor.  

PANCAR VE ŞEKER ÜRETİMİ PEK ÇOK ÜRÜNÜN TEMELİDİR

Şimdi yurt çapındaki denklemi bir kere daha özetleyip değerlendirelim. 

Pancar ekimi azalıyor, şeker ithaline gidiliyor. Bu nedenle buğday ve ayçiçeği münavebeden çıkıyor. Buğday ve diğer tahıllar milyon tonlarla ithal ediliyor. 5 litrelik ayçiçeği yağı 85 liraya çıkıyor. Yağlık ayçiçeği tohumu üretiminin de azaldığını anlıyoruz ve gerek tohum, gerekse ham yağ ithal ediliyor. Yağ fiyatları döviz kurlarına paralel olarak artış gösteriyor. 

Bunları yaşayıp ta üzülmemek mümkün mü?

Türk Şeker Kurumu kapatıldığına göre bizce Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ pancar üretimini en az yurtiçi ihtiyaca yetecek seviyeye getirmeli ve Türkiye şeker ihraç eder duruma gelmelidir. 

Aynı zamanda stratejik münavebe ürünleri olan pancar, ayçiçeği ve buğday çiftçisinin acilen desteklenmesi ve bu ürünlerin üretiminin arttırılması zorunludur. 

SEBZE MEYVE FİYATLARI MALİYET ESASIYLA BELİRLENMEZ

Türkiye’de sebze üreticilerinin sabit fiyatla alım garantisine ihtiyacı yoktur. Yaş sebze meyvede tüketici fiyatlarını düşürmek gibi bir amaç varsa da; bunun yolu devlet kuruluşlarına sabit fiyatla ürün aldırmak ve hazineyi zarara sokmak değildir. 

Yaş sebze üreticilerinin kullandığı elektrik, mazot, su, zirai ilaç, gübre, tohum, fide gibi girdilerdeki vergileri kaldırarak ve bu girdilerin tüketimi primlerle desteklenerek, üretim maliyetlerinin düşmesini sağlamak gerekir. 

Zira yaş sebze ve meyvede fiyatlar maliyet esasına göre değil, arz talep dengesi ile oluşur. Ürün fiyatlarının talebe göre yükselmesi halinde siz sabit fiyatla ürün alamazsınız. Üretici malını daha yüksek fiyatlarla ister serasında, isterse toptancı hallerinde, isterse kapısına gelen tüccarlara günlük fiyatlar üzerinden satabilmektedir. 

Dolayısıyla ülkemizin hayati önemdeki kuruluşu Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü, kuruluş yıllarındaki asli amacına uygun şekilde işletilmeli; yaş sebze meyve piyasasına yönelik fantezi maceralarda heba edilmemelidir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar