1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Organomineral gübreler patlamaz
Erdem Güner

Erdem Güner

Gazeteci / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Organomineral gübreler patlamaz

Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki limanda akılalmaz tedbirsizliklerle yaklaşık 7 yıldır depolanan 2.750 ton amonyum nitratın patlamasından sonra nitratlı gübrelerle ilgili Türkiye’de son yıllarda gerçekleşen süreç tekrar gündeme geldi. 

Toplumsal hafıza, kendi başına oluşmaz ve oluştuktan sonra da kendi başına hafızalarda kalmaz. Toplumsal hafızayı daha çok kurumlar oluşturur ve o hafızanın hayatiyetini de, eğer isterlerse, o kurumlar sağlar. Yoksa kamuoyunun belleğine yazılan şeyler, uyarıcı bir şeyler de yoksa birkaç gün içinde belleklerden siliniverir. 

Beyrut Limanı belki bu açıdan Türkiye kamuoyunun hafızasını diriltmiş olabilir. 

Nitratlı (azotlu) gübrelerin el yapımı patlayıcılarda (EYP) kullanıldığı herkesçe bilinir. ABD’den tutun dünyanın birçok ülkesinde terörist saldırılarda kullanılan bu tür patlayıcılar, Türkiye’de de zaman zaman kullanıldı, maalesef. 

BİRKAÇ YIL ÖNCESİNİ HATIRLAMAK

2016 yılında Türkiye bu gübrelerin satışını dondurduğunda, özellikle üretici çevrelerinden sert tepkiler gelmiş; terörle mücadelenin, üretim süreçlerine bu şekilde engeller çıkartması sorgulanmıştı. 

O tarihlerde devletin bazı tedbirler almak üzere hazırlıklar yapıp yapmadığını bilmediğimiz için hepimiz, terörist saldırılardan bu şekilde etkileniyor olmayı bir türlü içimize sindirememiştik. 

Sonrasında devlet nitrat gübrelerinde azot muhtevasını sınırlandıran bir düzenleme getirdi. Yüzde 33’lük ve yüzde 37’lik azot içeren gübre üretimi yasaklandı ve azami yüzde 21 oranında azot içerecek şekilde üretime müsaade edildi. 

QR KOD MESELESİ VE GÜBRE TAKİP SİSTEMİ (GTS)

Ancak devletin asıl planının, yasaklamak olmadığı; gübre ve bitki koruma ürünlerinin tümünün takip edilebilir şekilde satılacağı yepyeni bir düzen kurmayı planladığı anlaşıldı. Tıpkı akaryakıt sektöründe ulusal marker uygulamasında olduğu gibi, gübrelere de özel formüllerle kimyasal kimlik bilgileri yerleştirilecekti. Ambalajdaki QR kodu okunacak; ürün kimlik bilgileriyle de gübre takip edilecekti. Bu sisteme Gübre Takip Sistemi (GTS) dendi. 

Uygulama önce özellikle girdi sektöründe tepkiyle karşılandı çünkü hazırlıklı olan kimse yoktu. Yerli üreticiler üretim maliyetlerine yansımasından çekindikleri için karşı çıktılar. 

İthalatçı şirketler ise ithal ettikleri ülkelerde bu konuda herhangi bir altyapı olmadığı için ve konuyu yurt dışındaki partnerlerine anlatmakta zorlandıkları için sorunlar yaşadılar. 

Bu sorunlar devletin ısrarıyla çözüldü. Sonuç olarak bir sistem kuruldu ve bugün itibarıyla işliyor. En azından terörizm amacıyla yurt içindeki bayilerden temin edilecek nitratlı gübrelerin nerede üretildiği, hangi distribütörce kimlere sevk edildiği ve hangi bayi tarafından kime satıldığı kayıt altında. İzini sürmek mümkün. 

TÜRKİYE TECRÜBESİYLE MESAFE ALDI

Gübre üretim tesisi görenler bilir; bu tür tesislerde kimseyi randevusuz ziyaret edemezsiniz. Randevu aldığınızda da askeri tesislere girerken görebileceğiniz bir güvenlik ve tetkik sürecinden geçersiniz. Bilmeyenlerin “Nereye geldik böyle, yahu!” demesi, işten değildir. 

Dolayısıyla Türkiye’nin kendi tecrübesi, belli bir hafıza yarattı ve “Türkiye’de de çok yoğun şekilde nitratlı gübre kullanılıyor, öyleyse bizler de korkmalı mıyız?” sorusu o kadar gerekli olmayabilir. 

Tabi, 2016 yılında imha edilmek üzere toplanan, miktarını bilemediğimiz nitratlı gübrelerin hala depolanıp depolanmadığını merak ediyoruz. Depolanıyorlarsa nerede tutulduğunu ve neden imha edilmediğini sorabiliriz. 

TEK DERDİMİZ PATLAMA RİSKİ MİDİR?

Öte yandan, azot oranı ne olursa olsun; nitratlı gübrelerin tartışılması gereken tek tarafı, EYP yapımında kullanılmaları yahut depo riskleri değil. Toprağa, ürüne, yeraltı sularına, insan ve çevre sağlığına neler ettiğini de tartışmamız gerekir. 

Nitrat özü itibarıyla idrar dediğimiz şeydir. Suya karışınca zehirler, havaya karışınca boğar, yeter sıcaklıkta oksijenle bir araya gelirse de patlar.

Nitratın tarımsal kullanım amacı, bitkilerin en fazla ihtiyaç duyduğu besin maddelerinden olan azotun vejetatif gelişmeyi (bitki büyümesi) teşvik etmesidir. 

Tarımda kullanılan nitrat formları başlıca 3 tanedir. Nitrat (NO3), Amonyum (NH4) ve Amin (NH2). Bu formların birbirlerinden farkı, kullanıldıktan sonra bitki bünyesindeki enerjiyi tüketme hızları ve tüketme miktarlarıdır. Her durumda kimyasal bileşikler olarak üretilirler ve çeşitli nedenlerle toprakta, havada ve yeraltı sularında toksik etkiler yaratırlar. Ürünlerdeki etkileri de tartışmalıdır. 

BİTKİ BÜYÜMESİNE YETİŞEMEYEN MEYVE

Vejetatif büyümeyi hızlandırdıkları ve yapay büyümeye neden oldukları için, jeneratif büyümeyle (üremeye yönelik büyüme süreci) eşgüdüm konusunda sorunlar yaratabilirler. Jeneratif büyüme ise tüketici alçısından önemli bir konudur çünkü tohum üretimiyle, yani meyvenin oluşumuyla ilgilidir. 

Vejetatif büyüme ile jeneratif büyüme eşgüdüm içinde olamadıysa, bitki gövdesindeki yapay büyüme hızına yetişemeyen meyve oluşumu, kozmetik olarak tamam görünür ama meyvenin tadı tuzu henüz yerine gelmemiştir. Nitratlı gübreler meyveyi şişirir, renklendirir, albenisini oluşturur; meyve meyvedir ama tadı saman gibidir. Başka bir deyişle nitrat gübresi, üretim süreci açısından kestirmeden gitmektir. 

Nitrat kirliliği konusu da kamuoyunun yeterince bilmediği bir tehlikedir. Nitratlı gübreler çeşitli nedenlerle çevrede iz bırakırlar. Yani tamamen yok olmazlar. Bu bir anlamda bitki tarafından tamamen tüketilemezler demektir. Antalya’nın Kumluca ilçesinde yeraltı sularında tehlikeli boyutlarda nitrat kirliliği olduğu, devletin yaptırdığı bir araştırmada ortaya çıkmıştı. İşin insan sağlığı boyutuyla ilgili detaylı bilgimiz yok ancak nitrat kirliliğinin ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu biliyoruz. 

Bu kadar riskler taşıyan nitratlı gübrelerden bahsederken üretimde kullanılabilecek alternatifi var mıdır? Vardır. Organomineral gübreler alternatif olabilir.  

CANAVARI ZİNCİRLEMEK

Organomineral gübreler kompost denen organik maddeler ile kimyasal hammaddelerin bir araya getirilerek ve harmanlanarak üretildiği gübrelere denir. Esaslı özelliklerinden biri bitki tarafından yüksek oranda tüketilirler ve artık kısımları da üretim çevresinde (toprak, hava, su) iz bırakmazlar. Bir diğer özellikleri ise oluşturduğu risklerden korkmamız gereken kimyasal içeriği, kompost ile dozlamak suretiyle üretiliyor olmalarıdır. Yani kimi ne zaman ısıracağı belli olmayan canavarı zincirlemek gibi. 

Nitrat gübrelerinin önemli sorunlarından biri de proses olarak hızlı salımlı (fast release) ürünler olmalarıdır. Toprağa karıştıklarında 2 ila 3 haftada hızla çözünerek, olduğu kadar bitki tarafından emilirler olmadığı kadarı çevreye miras kalır. Aslına bakarsanız bitkilerin çoğu, bu gübrelerin çözünüm hızına yetişemez. Dolayısıyla amaçladığınız faydayı almanız genellikle imkansızdır. Hele yağışlı bir iklimdeyseniz, toprakta hızla yıkanırlar ve çevreye karışırlar. Girdi maliyetleriniz boşu boşuna artar. 

Organomineral gübreler ise yavaş salımlı (slow release) ürünlerdir ve bitkiye, onu stresten kurtaracak şekilde; ihtiyaç duyduğunda alacağı karışımları ortalama olarak 9 ay boyunca sunarlar. Organik içeriği nedeniyle toprak da sürekli tav halindedir ve bereket artar. Yukarıda bahsettiğimiz jeneratif büyüme süreci de vejetatif büyümeye paralel olarak gelişir ve meyvenizin tadı yerinde olur. 

Bir önemli hususu da hatırlatmak gerekiyor: Organomineral gübrelerin patlayıcı özelliği yoktur. 

Önceki ve Sonraki Yazılar