1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Gıdada sansür ve bilgi kirliliği
Erdem Güner

Erdem Güner

Gazeteci / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Gıdada sansür ve bilgi kirliliği

Gıda konusunda yapılan yayınlara sansür getirmeyi amaçlayan Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, halkın ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun tepkileri sayesinde ve Cumhurbaşkanlığı talimatıyla geri çekildi. 

Kanun teklifinde gıdayla ya da tarımla ilgili haberlere para cezası öngören bir madde vardı. O kadar sınırsız bir tarif getirilmiş ki, canınız isterse aklınıza esen her şeyi o madde altında değerlendirip, yayıncısını ezip geçebilirdiniz. 

LOKMAMIZI SORGULAMAK MI YASAKLANACAK?

İnsanın yiyeceği içeceğiyle ilgili sorgulamasının önüne geçecek yasa teklifi! Olağanüstü bir zeka, olağanüstü bir çözüm fikri… 

Hayır, bizzat benimle ilgili bir mesele olsa çok dert etmeyebilirdim ama çocuklarımızın beslenmesiyle ilgili bir meselenin iletişim kanallarında konuşulmasını yasaklayamazsınız. Bunu nasıl düşünebilirsiniz! 

Medyada, internette yasaklarsanız o sözler bir şekilde akacak, dolacak mecralarını bulur. Herkesin çocuğu bir lokma ekmek tüketiyor çünkü. İnsanlar konuşur, konuşacak. Bu insanların en doğal hakkıdır. 

Neyse ki teklif geri çekildi. 

Ama tabii, hükümetin geri çektiği bütün teklifleri, evirip çevirip günün birinde gene yasalaştırdığını biliyoruz. Umarız o gün geldiğinde, facia anlamına gelecek söz konusu maddeler tekliften çıkarılır. 

Kanun teklifinin tartışma yaratan maddesi özetle şunu söylüyordu: “Her türlü yazılı, görsel, işitsel ve dijital iletişim araçları üzerinden yapılan ve ticari reklam kapsamına girmeyen, gıda güvenliği ve güvenilirliği hususunda tüketicide endişe, korku ve güvensizlik yaratarak tüketicinin tüketim alışkanlıklarını olumsuz etkileyen gerçeğe aykırı yayınlar yanıltıcı yayın olarak tanımlanacak ve 20-50 bin TL arasında para cezası verilecek.”

TAĞŞİŞÇİ, HİLECİ ŞİRKETLERE KORUYUCU KALKAN

Sansür maddesinin başka bir sakıncası da bu maddenin tağşişçi, hileci gıda şirketlerini ve belki tarım sektöründeki kim bilir hangi kanunsuzlukları gizlemeye çok elverişli bir düzenleme olmasıdır. 

Sucuk üreticisi ne olduğu belirsiz her şeyi ürüne karıştıracak; Bakanlık denetimde yakalayacak ama biz bunu haber yapamayacağız, insanlar sosyal medya hesaplarında bu olaydan bahsedemeyecek. 

Aynı hukuksuzluğu haber yapmanıza bugün izin verilebilecek, ama yarın izin verilmeyebilecek. 

Böyle hukuk olmaz, böyle kanun olmaz. 

SEKTÖRÜN GERÇEĞİ KİMDEN SORULACAK?

Kamuoyundaki kaygıların en önemlisi şöyle ifade ediliyor: Teklifteki sansür maddesinde bahsedilen gerçeği; tarımla veya gıdayla ilgili gerçeği kim belirliyor, belli midir? Değildir. 

Belli olsaydı, sektörde bunca kargaşa olmaz; kavramlar bu kadar hakir görülüp, fikri düzlemde paramparça edilmezlerdi. 

Peki, bu kanun maddesini uygulayacak olanlar gerçeği kimden soracaklar? Kendilerinin sektör gerçeğini iyi bilmediğini hepimiz biliyoruz. Öyleyse kime soracaklar? 

Üreticiye, tüketiciye soracak halleri yok! Elbette şirketlere soracaklar. Sermayeye soracaklar. Hep öyle yapıyorlar. 

Öyleyse teklifin geri çekilmesi iyi olmuştur. 

BİLGİ KİRLİLİĞİ NASIL DURDURULUR?

Teklifin geri çekilmesini eleştirenler de var. Daha çok tarımsal üretim sektöründen olan bu kimselere göre gıda ve tarım konusunda bilip bilmeden ama sorumsuzca beyanat veren yetkisiz insanların açıklamalarına engel olmak istenmişti, ama teklif geri çekildi. Onca çalışma boşa gitti!

Ortada onca çalışma falan yok halbuki; çok kısa sürede düşünülmüş, “Haberleri ve konuyla ilgili iletişimi yasaklayalım” diye karar verilmiş. Çaba dedikleri bu. 

Duyan da bilim kurulları oluşturulmuş; analizler, tetkikler yapılmış da efendim geceler gündüzlere karışmış zannedecek! Oturdukları yerden “yasaklayın geçin” demişler, bitti!

Yetkisiz, sorumsuz insanların açıklamalarına engel olmak için bütün tağşişçi, dolandırıcı, hilebaz şirketlerin önünü açacak, onları koruyacak bir yasak düzenlemesinden başka bir şey bulamadınız mı? 

DOĞRU BİLGİYİ USANMADAN VE SÜREKLİ YAYMAK

Vesile ile bir kere daha anlatalım; mesela Canan Karatay’ın çıkıp bilmediği mevzularla ilgili abuk sabuk demeçler vermesine engel olmanıza gerek yoktur. İfade özgürlüğünü engelleyerek sadece kendinize zarar verirsiniz. 

Bilgi kirliliği konusuna çözüm getirmek istiyorsanız temiz bilgiyi düzenli, aralıksız, usanmadan ve hiç durmadan yaymanız gerekir. 

Yoksa yasaklarla sansür uygulamalarıyla varacağınız yer olsa olsa bilgi kirliliğinin önüne set çekmek olur. Bu da uzun erimli sonuç vermez. Bir gün gelir kurduğunuz bent yıkılır. 

BEDELSİZ BİR ŞEY YOKSA BİZ HANGİ BEDELİ ÖDEYECEĞİZ?

Öte yandan, temiz ve doğru bilgiyi sürekli yayma sorumluluğu ağır veya pahalı geliyor olabilir. O zaman bilgi kirliliği yüzünden ödediğimiz bedeli ödemeye devam edeceğiz. 

Ama bunun orta yolu yok. 

Yani yok öyle hem karnım doysun, hem pastam dursun.

Önceki ve Sonraki Yazılar