1. YAZARLAR

  2. Aziz Oral

  3. Doğa katliamına kim dur diyecek? (II)
Aziz Oral

Aziz Oral

Yazarın Tüm Yazıları >

Doğa katliamına kim dur diyecek? (II)

Bir önceki yazımda Kazdağları’nda başlayan ve zümrüt Ege’nin katliama uğrayan yerlerini haritadaki sırayla yazmaya başlamıştım. Şimdi kaldığımız yöreden devam edelim. 

Aydın ilimizde tanrı vergisi jeotermal enerji kaynağı, para babalarına kolay kazanç yolu haline getirilmiştir. Sabah erken kalkan, Aydın çevresinde jeotermal enerji santrali kuruyor. Daha önce de yazdığım gibi maliyeti ucuz, enerji bedava, yatırım kredisi teşviklerle nerede ise bedava, krediler uygun, dış kredilerde hazine arkalarında, ürettikleri enerjinin alıcısı da hazır: Devlet! Daha ne olsun? Tam tabiri ile “ballı börek.”

AYDIN JES’LERE TESLİM EDİLMİŞ

Aydın ve çevresinde jeotermal enerji santrallerinin (JES) yörede yarattığı çevre kirliliği tahammül boyutlarını aşıyor, ancak aldıran yok. İl ve ilçe merkezlerinde sulara, tarıma, havaya, canlı yaşamına büyük zararlar veren jeotermal suların çevreye verdiği zararlar büyük boyutlara ulaşmış. Ülkemizin ve bölgenin en verimli topraklarına sahip olan Aydın ilimiz ve çevresi, tam tabiri ile adam eksen bitecek kadar verimli iken bu mümbit ovalar, tertemiz akarsular, mis gibi temiz havalar ne yazık ki elden gidiyor. Çevrede yaşayan üreticiler defalarca JES önünde protesto gösterisi yapmaya kalkıyorlar ancak güvenlik güçleri bunlara izin vermiyor. Katılımcılar yaka paça köylerine gönderiliyor.

“Aydın ve çevresinde ne kadar JES olabilir ki?” diye merak ediyorsanız, şu anda yapımı planlanan 64 yeni jeotermal tesisin bulunduğunu söyleyebiliriz. Yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları ne kadar protesto ederlerse etsinler, bu projelerden vazgeçilmesi mümkün değil. Zira talipler hep tanıdık firmalar. Dağları zeytin ağaçlarıyla; ovaları da başta incir olmak üzere her türlü bitki ile süslenmiş bu cennet yöre için halk arasında “dağlarından yağ, ovalarından bal akan yer” tabiri de kullanılmaktadır. Kısa zaman sonra bunları torunlarının görmesine ne yazık ki imkan kalmayacak. Çünkü halen 63 adet JES faaliyette bulunuyor; doğa talanı ve tahribatı tam gaz devam ediyor.

Tanrının havasıyla, suyuyla, toprağıyla, ormanı ve dağıyla adeta cennetten bir köşe olarak yarattığı bu güzel ilimizin her yeri ayrı bir değer ve ayrı bir güzellik. Doğanın herkesi kıskandıracak kadar güzel; resmen cennet köşesi olan Kuşadası’nın Davutlar yöresindeki Milli Park’a yat limanı ve müştemilatının yapılması projesi, yöre halkını şaşkına çeviriyor! Sivil toplum kuruluşları ve yöre insanı ne yapacağını şaşırmış bir halde bu güzel ormanın, denizin ve hiçbir yerde bulunmayan endemik bitkilerle dolu çevrenin talan edilmesine adeta isyan ediyorlar. Her türlü yasal yola da başvurarak bu projenin iptaline uğraşıyorlar. Edinilen bilgilere göre proje hukuktan dönüyor ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu iptal ediliyor. 

Darısı diğer cennet köşelerine.

PROGRAMLANMIŞ TALAN

Ege Bölgemizin bu güzel ilinden güneye doğru devam ettiğimizde, Muğla ilimizin yine dünyaca ünlü ilçesi Marmaris’te çam ormanlarından binlerce ağaç kesilerek yol genişletmesi yapıldığı ve yöre halkının yine olayı protesto ettiğini görüyoruz.

Yerleşim olmayan ve her türlü ihtiyaca yetecek genişlikteki yolun neden genişletildiği merak edilmektedir. Ancak gelin görün ki binlerce çam ağacı katledilmiş ve geri dönüşü uzun yıllar gerektiren doğa talanı gerçekleştirilmiştir. 

Marmaris’in diğer koylarında da benzer ağaç kesimleri ne yazık ki devam ediyor. Gerçekten merak ediyorum; birileri bu güzel sahillerimizin talan edilmesi için bir program dahilinde ve Kazdağları’ndan başlayarak bütün Ege sahillerimizde aynı şekilde bir çevre ve doğa talanını neden yapar acaba? Yine aynı soru aklıma geliyor: Biz bu ülkede kiracı mıyız?

GELECEK NESİLLERİMİZE YAZIK DEĞİL Mİ?

Güneye doğru devam ettiğimizde yine dünyaca ünlü bir turizm cenneti olan Bodrum’a ulaşıyoruz. Vatanımızın bu cennet köşesinin tüm doğa harikası yerleri amansız bir şekilde talana açılıyor. Otuzdan fazla alan jeotermal arama ve bilahare işletme ruhsatlı şekilde ihale ediliyor. Mazı, Bafa, Türkbükü, Dalyan, Datça, Bozburun, İçmeler, Milas Ören, Yalıkavak, Dalaman, Yatağan ve Seydikemer bu talandan nasibini alacak alanlar olarak belirleniyor. 

Pandemi sebebiyle büyük şehirlerimizde yaşayan insanlarımızın sakin ve temiz havası, denizi, doğasına sığındığı bu cennet köşesi yörelerimiz, ne yazık ki yine rant uğruna doğa katliamına uğruyor. 

Bu talandan sonra yörede başta turizm bölgeleri olmak üzere, tarım alanlarımızın da her türlüsü ve sahillerimiz geri dönülmesi imkansız bir şekilde yapılaşmaya açılıyor ve bu alanlar yaşanmaz hale geliyor. 

Bu yöremizde yaşayan insanlarımız, tarım ve orman ürünlerinden geçinenler ve büyük yatırımlar yaparak turizmi bugünkü haline getirenlere, daha önemlisi gelecek nesillerimize yazık değil mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar