1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Çiftçimiz işçileşirken emek ucuzluyor
Erdem Güner

Erdem Güner

Gazeteci / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Çiftçimiz işçileşirken emek ucuzluyor

İstanbul Ticaret Odası (İTO), yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekmek amacıyla İstanbul’da Mülk Edinme Rehberi adıyla bir rehber yayınladı. Rehberde Türkiye’de yatırım yapmanın avantajları da detaylarıyla anlatıldı. 

İTO’nun çağrısında vurgulanan en önemli avantaj, Türkiye’de emeğin ucuz olması. İTO’nun rehberine göre Türkiye’de saatlik işçi ücreti 5,6 dolar (42,5 lira). Almanya’da ise işçinin bir saatlik ücreti 47,2 dolar (358 lira). 

İstanbul Ticaret Odası’nın bu karşılaştırmayı yabancı parayı ülkeye çekmek için böyle pervasızca dile getirmesini, bendeniz utanç verici buluyorum ama bunun üzerinde durmayacağım. Daha önemli bir konu var; Türk insanının emeği ucuzlarken, insan emeğinin bütün dünyada her şeyi belirleyen en önemli girdi olduğunu bir kere daha öğreten bir süreç var; onu konuşmalıyız. 

EMEK DÜNYAYI DEĞİŞTİRİYOR

Bir süredir dünyada olup biten birçok şeyi belirleyen başat etken, emek oldu. Küreselleşme rüzgarını başlatan da emekti, şu günlerde batılı ülkelerin küreselleşme lafını buruşturup çöpe atmalarının nedeni de emektir. 

Türkiye 60 yıl kadar önce Almanya’ya işçi, yani emek ihraç etmeye başladığında kimse bunun sonuçlarını doğru tahmin edememişti. Almanya ve başka batı ülkeleri emek ithalatını kontrol altında tuttukça bunun avantajlı olduğunu düşündüler ama emek kendi başına gelmiyordu; çoluk çocuğuyla, sağlık ihtiyacıyla, eğitim ihtiyacıyla, gelenek görenekleriyle ve anadiliyle; üstelik uyum gösterme konusundaki olağanüstü direnciyle de geliyordu. 

Yine de emek ithalatı, batı sermayesini uzun süre besledi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin sermayeyi emeğin ayağına çağıran politikalarına kadar işler böyle yürüdü. Çin’in çağrısı önceleri tedirginlik uyandırdıysa da Çin’deki insan emeğinin ucuzluğu dünyanın bütün büyük şirketlerini ülkede yatırım yapmaya ikna etti. Hala bütün büyük markaların Çin Halk Cumhuriyeti’nde fabrikaları, işletmeleri üretim tesisleri bulunuyor. 

Ama işler değişti. 

ÇİN İŞÇİ EMEĞİNİ UCUZLATSA BİLE SATAMAYACAK 

Çin halkının emeği ile oluşturduğu muazzam güç, ülkede yatırım yapan markaları bile korkutacak boyutlara ulaşmıştı. Çin’in elde ettiği ekonomik güç ve ticaret fazlası, dünyanın her yerinde ticaret dengelerini yerle bir eden bir etki yarattı. Elbette böyle devam edemezdi. Çin işçisi ne kadar ucuza çalışırsa çalışsın, bu düzen değiştirilmeliydi. Batı, Çin’in ticari gücüne artık katkı yapmayacaktı. 

Öte yandan Çin’de işçilik hala çok ucuz. Hammadde kaynakları, geniş topraklar, ticaret yollarının çeşitliliği ucuz işçilikle birleşince hala en cazip yatırım noktası olarak düşünülüyor. Bu nedenlerle Çin ile batılı rakipleri arasında mesele ticari bir mesele gibi değil; askeri ve siyasi bir mesele olarak ele alınıyor. 

Batı için Çin artık cazip bir yatırım merkezi değil. Bir süre sonra Çin’de yatırımı bulunan şirketlere yaptırımlar getirilecek. Vergi uygulamaları Çinlilerle iş yapanları tedirgin etmeye başladı. Çin’den ithalat yapanlar, alternatif arayışlarına çoktan başladılar. Çinlilerle iş yapanlar giderek daha fazla sıkıntı yaşayacak. 

Ama batılı sermaye üretmeye devam edecek. Öyleyse batılıların fabrikalarında kim çalışacak? 

En ucuz işçilik neredeyse o ülkenin insanları çalışacak. 

TÜRKİYE’DE OLUP BİTENLER

Türkiye, bir sanayi ülkesi değil. Türkiye, çok kimse böyle söyler ama bir turizm ülkesi de değil. Şöyle örnek verelim; Paris yılda 40 milyonun üzerinde turist ağırlıyor. Bütün Türkiye’nin bir yılda ağırladığı turist sayısı ise 52 milyon civarında. Üstelik Paris tek başına Türkiye’nin turizm hasılatının %40’ını elde ediyor. Yani turizmimiz de olağanüstü düzeyde ucuz. 

Olağanüstü ucuza satmıyorsak kimse bizim sattığımız şeyi almak istemiyor. Neden bilinmez. 

Türkiye bir tarım ülkesi. Aklınıza gelebilecek her türlü olumsuzluğa rağmen hala üretmeye devam eden; bütün olumsuzluklara rağmen hala hatırı sayılır fiyatlara ürün ihraç edebildiğimiz bir sektördür tarım. 

BATI TÜRKİYE’DE İŞÇİ SAYISI ARTSIN İSTİYOR

Ama çok önemli bir şey var; işçi sayımız az. İşçi sayımızın arttırılması lazım. Yukarıda bahsettiğimiz global gelişmeler ışığında, bütün dünya işçi sayımızın artmasını istiyor. En çok da yakın coğrafyamızdaki Avrupa ülkeleri. 

İşçi sayımızın artması demek, işçiliğin daha da ucuzlaması demektir. Daha çok çocuk yapalım; daha çok işçi yaratalım; daha ucuza çalışalım; üstelik bunları mümkünse birkaç yıl içinde başaralım. 

Birkaç yıl olmasa da bir 20 yılda işi bitirdik sayılır. Ama önemli bir engel var; tarım sektörü. 

İŞÇİLEŞMENİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL ÇİFTÇİLİK

Bir tarım ülkesi olduğumuz için geleneksel üretim anlayışıyla çalışan çok sayıda çiftçimiz var. Toprak mülkiyeti ve geleneksel tarım, insanların işçiye dönüşmesinin önündeki en büyük engeldir. 

Öyleyse çiftçinin sahip olduğu toprakları satmasını sağlamak gerekir. Ayrıca ne kadar çok çiftçi üretimden çıkarsa, o kadar çok işçimiz olur. 

Satmıyorsa haczederiz, sektörden çıkmıyorsa batırırız. Herkes işçi olacak; herkes bir fabrikaya girip, ucuza çalışacak. Bu konuda, herkesin vergi borcu affedilir, herkesin kredisi ertelenir, yapılandırılır ama çiftçiye, maazallah hiç affımız yok. 

Bu arada çiftçimiz işçileşsin ama Türkiye olarak tarımdan vazgeçmek zorunda da değiliz. Her şeyimiz hazır; ağzının suyu akan binlerce batılı yatırımcı, Türkiye’de bedava arazilerde; bedava kredilerle, endüstriyel ölçekli vergisiz tarım yatırımı yapmak için ellerini ovuşturuyor. 

Bizim çiftçimiz mi? 

O da ellerini ovuşturuyor; maliyet ‘artışının’ (maliyetin değil) beşte birine kadar erimiş olan devlet destekleri ne zaman yatacak, onu gözetliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar