1. YAZARLAR

  2. Aziz Oral

  3. Beyaz altından vaz geçmeyeceğiz!
Aziz Oral

Aziz Oral

Yazarın Tüm Yazıları >

Beyaz altından vaz geçmeyeceğiz!

Çukurova, Güneydoğu Anadolu, Antalya ve Ege bölgelerinde uzun yıllardır üretilen ve stratejik bir ürün olan pamuk için “beyaz altın” tabiri kullanılır. 

Pamuk, üretildiği bölgelerde büyük bir istihdam kaynağıdır. Hasadından itibaren tarımsal sanayinin de en büyük girdilerinden biridir. Çırçır fabrikalarında1 işlendikten sonra elde edilen pamuk lifleri, tekstil sektörünün hammaddesi olarak çok değerlidir. 

Tohumu ayrılan pamuktan linter2, pamuk çekirdeklerinden pamuk yağı, küspe3 elde edilir. Pamuk yağı biyodizel4 üretiminde kullanılır; ayrıca rafine edildiğinde, yemeklik yağ olarak da özellikli bir üründür. Margarin yapımında, birçok kozmetik ve kişisel bakım ürününde de hammadde olarak kullanılır. 

pamuk.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pamuk küspesi de yem sanayisi açısından değerli bir hammaddedir. Pamuktan elde edilen hammaddeler, tarih boyunca barut sanayisi ve patlayıcı üretiminde de kullanılmıştır. Özetle pamuk bitkisi, “beyaz altın” lakabını hakkıyla taşıyan; çok yönlü faydaları olan, çok değerli ve stratejik bir bitkidir.

İTHALAT 20 YILDA İKİ KATINA ÇIKTI

Pamuk Türkiye’de bir zamanlar yaygın olarak üretiliyordu. Ancak uygulanan tarımsal politikalar; iklim değişikliği gibi küresel gelişmeler ile verim düşüklüğü gibi yerel nedenlere dayalı etkenler yüzünden üretim devamlı azaldı. Bugün Türkiye dünyanın bir numaralı pamuk ithalatçısı konumuna geldi. 

2000’li yılların başında 550 bin ton olan lif pamuk ithalatımız, 2020’de 1 milyon ton seviyesine yükseldi. 2020 yılında 2,2 milyon ton kütlü pamuk ürettik. Bu miktarın lif pamuk karşılığı 815 bin tondur. Aynı yıl, lif pamuk tüketimi 1,5 milyon ton olup yerli üretimin tüketimi karşılama oranı %50 seviyesinde gerçekleşti. 

Ekim alanları azalmasına rağmen, üretimin bu seviyede artmasının nedeni, yeni tohum çeşitlerinin çok verimli çeşitler olmasıdır. Bu yeni çeşitlerle geçmişteki ekim alanlarımızın tümünü ekebilseydik, bugünkü sanayi ihtiyacımızın tamamını yerli çiftçilerimizden temin edebilirdik. 

Tabi, bunun için üreticiyi toprağına döndürecek fiyat düzeyini ve alım garantilerini temin etmeniz gerekir. 

TAPUYU GÖSTER PARAYI KAP

Amacını uzmanların bile çözemediği doğrudan gelir desteği (DGD) uygulaması, başka ürünlerle beraber pamuk üretiminin de belini kıran ilk uygulama olmuştur. DGD çiftçi için şu anlama geliyordu, “Toprakla uğraşma. Ekip biçmene gerek yok. Arazinin tapusunu göster, parayı al.” 

Bu sistem, uygulandığı dönem boyunca özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır ve Urfa ovalarında çok büyük arazilerin sahibi olan toprak ağalarına yaradı. Adı bir zamanlar pamukla beraber anılan Çukurova’da üretimin azalmasıyla önce bu boşluğu dolduran Güneydoğu Anadolu ovaları, DGD uygulamasıyla devreden çıktı. 

Büyük üreticiler dışındaki birçok üretici de iklim risklerini almaktansa arazisini hiç ekmeden, tapuyu gösterip DGD ödemelerini aldılar. Pamuk üretimindeki azalma, DGD uygulamasıyla başladı ve başka etkenlerin devreye girmesiyle sonraki yıllarda da devam etti. 

Pamuk liflerinin yüksek kalitesiyle dünya çapında üne sahip olan Antalya bölgesi ise pamuk ekilen 50.000 dekar araziyi başka ürünler lehine terk etti. Bugün bölgedeki pamuk tarlalarının genişliği 7-8 bin dekara gerilemiş durumdadır. 

BASTONU DİKSEN YEŞERECEK VERİMLİ TOPRAKLAR…

Bastonu diksen yeşerecek verimli topraklara sahip güzel ülkemizde ekilmeyen, boş tutulan arazilerin sahipleri, destek adı altında halkın parasıyla zenginleştirildiler. 

Şimdi Afrika ülkelerinde arazi kiralayıp üretim yaptırmak gibi projelerin peşine düşüyoruz. 

GIDA KRİZİ İHTİMAL DEĞİL VAKIADIR

Sürekli bahsedilir ama yıllardır tarımsal üretim planlaması yapılamamıştır. Dünyanın en iyi üreticilerinden biriyiz ama milyonlarca ton tahıl ithal eder hale geldik. 

Geçmişte Gaziantep ve çevresinde üretilen bakliyat; mercimek, nohut ve benzerleri Güneydoğu Birlik tarafından satın alınıyordu ve üreticinin, malını satmak gibi bir derdi yoktu. Birlik devreden çıktı, mercimeğin yeşili de, kırmızısı da ne yazık ki Kanada’dan ithal ediliyor. 

Pandemide oluşan gıda krizi, artık ihtimal olmaktan çıktı; bütün dünya tahıl stokluyor. Yarın paranızla bile ithal edemeyeceğiniz günler gelecek. Güneydoğu Anadolu’da hububata kayan ekim alanlarında üretici memnunsa hububat teşvik edilmelidir. Ekmeklik ve makarnalık buğday ile diğer tahıllar yetiştirildiği her bölgede teşvik edilmelidir. 

BİRLİKLER PAMUĞU KURTARMA MÜCADELESİ VERİYOR

“Zeytinyağlı yiyemem aman” diye başlayıp “Basma5 da fistan giyemem aman” sözleriyle devam eden türkünün mucitleri, basmada (pamukta) da istediklerini gerçekleştirdiler. Önemli bir ihracatçı olan Türkiye, dünyanın en büyük pamuk ithalatçısı oldu. Emperyal projeler, Avrupa Birliği baskıları, Dünya Bankası kredi şartları ve uygulanan tarım politikaları amacına ulaştı ve pamuk ekim alanları büyük ölçüde daraldı. Üretim düştü. Üreticisi mutsuz. Topraklarını ekip biçmeyi terk ediyor. Tekstil sektörü insan sağlığına uygun pamuklu dokumalar yerine, naylon ve sentetik esaslı giysiler üreterek faaliyet yürütüyor. 

pamuk-circir.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pamuk üreticisinin gerek rekabet gücünü kaybetmesi, gerekse kolaycılığa yönelmesini sağlayan devlet politikaları aşağıdaki gibi listelenebilir.

  • 1997 yılından itibaren devlet destekleme alımlarının sonlandırılması
  • Taban fiyat uygulamasının kaldırılması
  • Tarım Satış Kooperatiflerinin işlevsiz hale getirilmesi
  • Üretim girdilerinin aşırı zamlanması
  • Pamuk ihracatçısı ülkelerin kendi üreticilerine uyguladıkları çok yüksek desteklemeler sayesinde, ucuz fiyatla dünya borsalarına girmeleri.

Üretici zaman içinde üründen beklediği bedeli alamayınca üretim devamlı azalarak bugünlere gelindi. Dünya pamuk üretiminin %75’ini üreten 6 ülkeden birisi olan Türkiye’nin en büyük pamuk ithalatçısı olması, yurtsever insanlar için, elbette üzüntü vericidir.

Pamuk üretiminde, lider ülkeler arasındaki yerimizi yeniden almamız tabi ki mümkün. Çünkü pamuk üretimini destekleme alımlarıyla büyüten; geliştiren üretim altyapısını koruyan Tariş Pamuk, Antbirlik ve Çukobirlik gibi birliklerimiz var. Bunlar hala faaliyetteler ancak geçmişte pamuk üretimini 2 milyon tonun üzerine çıkaran bu birlikler ve bağlı kooperatifleri, ortakların üretimden çekilmeleriyle artık kapanma durumuna geldiler. En fazla emek harcayan kuruluş da Tariş Pamuk Birliği idi. Birlik bugün tekrar eski günlere dönmeye çalışıyor. 

Antalya’daki pamuk arazileri, ya alternatif ürünler lehine terk edildi veya turistik tesisler için boşaltıldı. Bu olumsuzluklara rağmen, Antbirlik de yeniden toparlanma ve eski günlerine dönme çabası içinde. Hem hala inatla ve ısrarla pamuk üreten çiftçilerimiz hem de bu nadide birliklerimiz pamuğu kurtarmak için mücadele ediyorlar. Onların hatırına, pamuktan vazgeçmeyeceğiz; vazgeçmemeliyiz. 

Türkiye, en kısa zamanda tarımsal üretim planlaması yapmalı ve ihtiyaç duyulan tarımsal ürünlerin tamamını Türk çiftçisinin üretimiyle temin etmeye çalışmalıdır. İthalat hiçbir ülke için çare değildir. “Paramız var ki ithal ediyoruz” söylemi, samimi değildir; doğru da değildir. Paramız yok. 

Paramız olsa yokluk içinde hala üretmek için çırpınan çiftçimize veririz… 

 

***

 

1Çırçır fabrikası: Hasat edilmiş pamuğu tohumlarından ayıran makinelere çırçır makinesi, ayırma işlemine ise çırçırlama ya da pamuk çırçırlama denir. Bu işlemin gerçekleştirildiği fabrikalara da çırçır fabrikası denir. Pamuk elyafını6 çekirdeklerinden ayırma işlemi iki farklı yöntemle yapılır. 1-Sawgin Çırçır Makinesi: Bu sistemde demir parmaklıklar arasına girip çıkan testereler, pamuk elyafını çiğitten7 keserek ayırır. Saatte ortalama 200 kg oldukça temiz elyaf elde edilir. 2-Rollergin Çırçır Makinesi: Bu sistemde merdanenin pürüzlü yüzeyine takılarak çekilen pamukta, çiğit bıçakla merdane arasından geçemez ve elyaf serbest kalarak aşağı düşer. Saatte ortalama 20-30 kg kadar yabancı madde oranı yüksek lifler elde edilir.

2Linter: Pamuk lifleri elde edildikten sonra çiğit adı verilen pamuk çekirdeğinin üzerinde kalan kısa pamuk liflerine denir. Linter yeterli lif uzunluğuna sahip olmadığı için büküm verilemez ve iplik yapımında kullanılamaz. Ancak bu liflerin, yaklaşık 250 adet farklı endüstri kolunda kullanım alanı vardır. Pamuk linteri %80'nin üzerinde saf selüloz8 içeren tek hammaddedir. En önemli kullanım alanı kağıt ve selüloz sanayinde selülöz hamuru (cotton pulp) olarak işlenmesidir. Linter mobilya sanayi ve barut sanayisinde de geniş kullanım alanı bulur. 

3Küspe: Hayvan yemi, gübre ya da yakacak olarak kullanılan, yağı ya da suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı.

4Biyodizel: Organik yağların baz ve alkolle karıştırılarak dizel yakıta çevrilmesi sonucu elde edilen ürüne denir. Kolza (kanola), ayçiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile (metanol veya etanol ) reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir üründür. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir. Hatta donmuş yağ ve balık yağı gibi hayvansal yağlar da biyodizel yakıt yapımında kullanılabilir. 

5Basma: Çeşitli basit ve karmaşık desenlerin, baskı yoluyla, pamuklu kumaşa uygulanmasıyla elde edilen desenli kumaşlara verilen isimdir.

6Elyaf: Lif (tekil) veya elyaf (çoğul), Arapçadır. Her türlü maddeyi oluşturan ince ve uzun parçalara, ipliksi yapılara denir. Bir iplik içindeki pamuk lifleri, yalıtım amacıyla kullanılan cam lifleri ve canlılarda kasları oluşturan kas lifleri bu tür yapılara örnek olarak verilebilir. 

7Çiğit: Çekirdek ve özellikle de pamuk çekirdeği, pamuk tohumu demektir.

8Selüloz: Bitkilerde gözenek dokusunun temel bileşenini oluşturan; yapay ipek, patlayıcı madde ve kâğıt yapımında kullanılan bir karbonhidrat türüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar