1. YAZARLAR

  2. Erdem Güner

  3. Benim ömrümden alsın seninkine eklesin!
Erdem Güner

Erdem Güner

Yazarın Tüm Yazıları >

Benim ömrümden alsın seninkine eklesin!

Emek, harcadığımız zamandır. Zaman ise bildiğiniz gibi ömrümüzün akıp giden parçasıdır. Zamanınızı bir değer üretirken harcıyorsanız emek harcamış olursunuz. 

Bu nedenle emek, hayatı seven herkes için kutsal bir değerdir. 

Çocuklarım, insan ömrünü uzatmanın yollarını sordu geçen gün. Üç temel yolu olduğuna kanaat getirdim. Birincisi hemen akla geliveren tıptır. 

İNSAN ÖMRÜ NASIL UZATILIR?

Tıp tekniklerinin geliştirilmesiyle insanların ömür beklentilerinin arttığı, bir vakıadır. 20. yüzyılın başlarındaki ortalama ömür beklentisine, tıp teknolojileri sayesinde yüz yıl içinde rahat bir 20 yıl ekledi insanlık. 

İkincisi, insan doğasının muhteşem karakter özelliklerinden biri olan fedakârlıktır. 

Birisi fedakârlık yapar, bu sayede başkalarının ömrüne ömür katılır. Bu da genellikle fedakârlık yapanın ömrünü kısaltır. Fedakâr insanların anısı bütün toplumların kültürlerinde derin izler bırakır. 

Üçüncü bir yol daha var ki hepimizin yaşam mücadelesinin özetidir; üretiriz. Üretmek için emek harcarız ki başkalarının emek/ömür harcaması gerekmesin… 

Hepimizin çabası buna odaklanır. Toprağı bazı değerleri çocuklarımıza bırakmak için süreriz; bunun için çırpınırız; bunun için çalışır, üretiriz. 

EMEK EN YÜKSEK DEĞERDİR

Emeğimizi ve ürettiğimizi korumak için karda kışta, soğukta, sıcakta doğaya karşı mücadelemiz de bunu amaçlar. Bizim ömrümüzden alsın, çocuklarımızın ömrüne eklesin… 

Biz üreteceğiz ki çocuklarımız bizim ürettiklerimizin üstüne eklesin; başka şeyler üretsin, devran böylece torunlarımıza ve onların torunlarına kalsın.

Anneannemin, uzun ömürlü olsun, sık sık söylediği bir sözdür bu. “Benim ömrümden alsın seninkine eklesin!” 

Kastettiği şey vadesi biçilmiş hayatımızın cetvelle çizilip bir kısmının devredilmesi değildir, elbette. Bu sözü ancak çalışan, emek harcamış insan söyleyebilir. 

Dolayısıyla emeğin, en temel hayati değer olduğunda ve emek hırsızlığının en korkunç günah olduğunda hemfikirim. 

EMEĞİ KORUMAK GELECEK NESİLLERİ KORUMAKTIR

Haliyle emek harcamak, üretmek tek başına yetmiyor. Onu korumamız da gerekiyor. Sadece tabiatın hırçınlığına karşı değil; üretilen değerleri emek/zaman harcamadan, çalışmadan, üretmeden, ömründen fedakârlık yapmadan elde etmeye çalışanlardan; yani emek sömürücülerinden de korumak zorundayız. 

1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu’nda Tarım Kredi Kooperatiflerinin ve Birliklerinin “üretici ortaklarının ekonomik menfaatlerini korumak ve özellikle meslek ve geçimleriyle ilgili ihtiyaçlarını sağlamak amacıyla” kurulduğu yazar. 

ÇİFTÇİNİN EMEĞİNE GÖZ DİKENLER

Geçtiğimiz günlerde Tarım Kredi Kooperatifleri, birçok üretici kooperatifinden çiğ süt alımını durdurdu. Aylardır çiftçilere karşı haciz uygulamaları yürüten Tarım Kredi Kooperatifleri, çiğ süt toplayan kooperatiflere kendi ürettiği yemlerden satın almazlarsa üretilen sütü satın almayacağını bildirdi ve kabul etmeyen kooperatiflerden çiğ süt alımını durdurdu. 

Amacı çiftçinin refahını artırmak olan kuruluş, çiftçiyle bağını koparmış. 

Olağanüstü zor şartlar altında üreten çiftçinin kendi emeğini korumayı da bilmesi gerekiyor. 

Bu iş kimseye ihale edilecek bir iş değil. Çiftçi zamanı, günü geldiğinde Tarım Kredi Kooperatiflerini bu hale getirenlere gereken cevabı elbette verecektir. 

Ama zaman akıp gidiyor, tabi... Hz. Ali’ye atfedilen sözdeki gibi: “Akıp giden zaman değil, ömürdür.” 

Ömür dediğimiz de emeğimiz ve çocuklarımızın geleceği değilse, nedir?

Önceki ve Sonraki Yazılar