1. HABERLER

  2. MEYVE

  3. Akdeniz sahilinde tropikal meyve yatırımları artıyor

Akdeniz sahilinde tropikal meyve yatırımları artıyor

Akdeniz sahil bandında tarımsal üretimde yavaş ama etkili bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümde tropikal meyveler önemli seçeneklerden biri.  

Akdeniz sahilinde tropikal meyve yatırımları artıyor

Hal Postası - Akdeniz sahil bandında tarımsal üretimde yavaş ama etkili bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümde tropikal meyveler önemli seçeneklerden biri.  

Seracılık, küçük ölçekli yapılsa bile para kazandırabilen bir bitkisel üretim yöntemi. Düzgün çalışan bir çiftçi eğer afet, yangın gibi bir felaketle karşılaşmazsa, hala iyi para kazanabiliyor. Bölgenin en önemli sorunu gençlerin işi sürdürmemesi. Genç kuşaklar her şeye rağmen aile işletmelerinden giderek uzaklaşıyor. 

BÖLGESEL ÜRÜN DESENİNDE YAVAŞ DA OLSA DEĞİŞİM VAR

Seracılık sayesinde uzun süredir zenginleşen sahil bandında son 5 yılda hissedilir bir değişim gerçekleşiyor. İklimlerin değişmesi, dünya piyasalarının birbirine entegre olması ve bazı yeni bitkilerin bölgede yetişebildiğini tecrübe eden öncü çiftçiler sayesinde ürün deseninde farklılaşmalar yaşanıyor. 

Bu farklılaşmada geleneksel sera sebzeciliğinin artık yurdun birçok yerinde jeotermal kaynaklara dayalı olarak yapılabilir hale gelmesi de etkili oldu. Jeotermal tesislerin çoğu çok modern ve ileri teknolojiye sahip. Bu da ürün piyasalarında sahil bandı sera ürününün tahtını biraz salladı. Bu nedenlerle bazı çiftçilerde farklı ürünlere geçiş için arayışlar söz konusu. 

YATIRIMCI TROPİKAL MEYVELERE İLGİ GÖSTERİYOR

Yeni türlerin başında da tropikal meyveler geliyor. Ziraat Yüksek Mühendisi İbrahim Akbulut, tropikal türlerin gelecek 10 yıllık süreçte yüksek kazanç getiren türlerden olacağını söyledi. Antalya’da pasiflora meyvesi yetiştirecekleri bir bahçe kurduklarını anlatan İbrahim Akbulut, 15 ila 20 yıllık süreçte tropikal meyvelerin de dengeli bir piyasaya kavuşacağını belirtti. Akbulut şöyle konuştu, “Kivi meyvesini hatırlarsınız. Türk kamuoyu kivi ile ilk tanıştığı zamanlarda taneyle satılan, çok pahalı bir meyveydi. Bir süre bu şekilde devam etti. Ama sonra kivinin özellikle Karadeniz’de yetişebildiği tecrübe edilince çok sayıda çiftçi fındık ocaklarını söküp kiviye döndü. Bugün gayet satın alınabilir fiyatlarla her pazarda bulabiliyorsunuz. Diğer tropikal meyvelerde de benzer bir süreç muhakkak yaşanacak. Bugün biraz erkenci davranıp yatırım yapan çiftçiler, yeni olmanın avantajından yararlanabilirler.”

TAROPİKAL TÜRLERİN ÇOĞU DİRAYETLİ BİTKİLER

Bölgede son 2 yılda tropikal ürünlere yönelik birçok yatırım yapıldığını kaydeden İbrahim Akbulut, pasiflora, ejder meyvesi, avokado, mango gibi türlerin Akdeniz sahil bandında yetiştirilebildiğini bildirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü, “Tropikal türlerde yetiştiricilik açısından en büyük risk don olayıdır.  Bunun dışında birçok tropikal türde zirai mücadele işi bizim geleneksel ürünlerimize göre çok daha kolaydır. Çünkü bu türler sıcak iklimde hayatta kalmayı başarmış, direnci yüksek kudretli bitkilerdir. İlk yatırım maliyeti açısından da biraz masraflı olabiliyor. Pasiflora gibi bazı türler çalı formunda bitkilerdir. Telli terbiye sistemi kurmak gerekiyor. Bunun da ilk yatırım maliyeti yüksek. Dönüşü de erken alabiliyorsunuz. Örneğin pasıflora bitkisini ilk yıldan sonra hasat edebiliyorsunuz. Ejder meyvesini 9 ayda toplamaya başlıyorsunuz.” 

Antalya’da 50 dekarda pasiflora yatırımı yaptıklarını anlatan İbrahim Akbulut, “Bunun yanında 10 dönüme ejder meyvesi, 10 dönüme de avokado ve mango yapmak istiyoruz. Örtüaltında da yapılabilir. Ejder meyvesi ve mangoyu açıkta yapamıyorsunuz. Değerlendiriyoruz. Dona dayanıklı çeşitleri seçmeye çalışıyoruz. Böyle tropikal meyveler üreterek bölgedeki ürün çeşitliliğini artırıp para kazanmak lazım. Bölgede büyük miktarda domates üretiliyor. Birçok yeni ve modern yatırım olduğunu da biliyoruz. O rekabet ortamında devam etmek yerine yeni bir şeyler denemek istiyoruz. Aynı yatırımı yapıyorsunuz.” 

FİYATLAR YÜKSEK SEYREDİYOR

Sarmaşık ve çalı formunda bir bitki olan pasiflora üretimi için kurulum maliyeti malzemeleriyle beraber, dekar başına 10 ila 15 bin lirayı buluyor. Ama bu harcama ömürlük. Kolay kolay bozulmuyor. Bakımı düzgün yapılırsa, don vurmazsa bitki 4-5 yıl yaşıyor. İbrahim Akbulut, tesisin kurulacağı yerin iklimine de dikkat etmek; donun çok vurmadığı yerleri tercih etmek gerektiğini söyledi ve "Pasiflora 8-9 ayda bir, özellikle bahar aylarında, yılda 2 defa meyve veriyor. Ağaç başı yıllık 200-250 adet meyve alınabiliyor. Dekarda 2-3 ton gibi meyve gibi hesap ediyoruz. Meyvenin fiyatı da iyi; şu günlerde 90 lira kilosu. Normal bol sezonunda 50 lira, 60 lira civarında gidiyor kilosu. En kötü gününde 20 liradan satılsa yine de çok iyi bir fiyat olur. Meyvenin tadı da fena değil, üretim arttıkça Türk halkının da seveceğini düşünüyoruz” dedi.  

ARZ DÜŞÜK PAZAR CAZİBESİ YÜKSEK

Pasiflora bitkisi dekara 400 adet veya daha seyrek dikilebiliyor. Dikim için sıcaklığın 30 derecenin altında olması gerekiyor. Bitki hızlı ve gür yetişen bir tür. Erken dönemlerde galeri sinekleri dışında zararlısı, doğal düşmanı yok. Bu dönemde bile zararlı böcek meyveye zarar vermediği için ekonomik bir önem taşımıyor. Domates gibi sürekli ilaçlama ihtiyacı duyulmuyor. Sulama ve drenaj problemleri yaşanmazsa, ilaç atmadan sezonu geçirmek mümkün. Tropikal meyvelerin bir başka cazip tarafı; ilaç ve kimyasal kullanılmıyor olması. Örneğin ejder meyvesinde ilaç kullanıldığında meyve bozuluyor. 

Yatırımcı ve Tarım Danışmanı İbrahim Akbulut, pasifloranın pazarıyla ilgili de bir değerlendirme yaptı ve “Marketler ve ihracatçılar yeteri kadar mal bulamadığı için ‘ne bulursanız getirin’ konumundalar. O yüzden bu ürünleri belli bir zaman kim üretirse üretsin, sorunsuz bir şekilde satar. Piyasa belli bir doygunluğa ulaşırsa bazı ürünlerde kalite, renk kriterleri öne geçecektir. Şu anda öngörümüz şu; arz, talebin yüzde 10’u civarında” diye konuştu. 

Önceki ve Sonraki Haberler