04.04.2018
Çarşamba

Her türlü terörün ve küresel güç odaklarının saldırısı altında yıllardır darmadağın olan Suriye’de halk, beslenme konusundaki alışkanlıklarını değiştirmek zorunda kalırken, devlet de yeni nesillere aç kalmamayı öğretiyor…

Bilhassa, protein kaynakları bakımından giderek zayıflayan beslenme tedariki, Suriyelileri yeni çözümler üretmeye yöneltti. Mesela bugüne kadar hiçbir şekilde tüketmedikleri köpekbalığı etini kıyı bölgeleri başta olmak üzere artık bol bol tüketiyorlar.

Geçmişte ülkede pek rağbet görmeyen tavşan eti de en ucuz protein kaynağı olarak kilosu 1 dolardan bolca tüketilmeye başladı.

Bizler için ilginç olan bir husus; sınırları darmadağın olmuş, ülke içinde çeşitli güç odakları tarafından yeni sınırlar çizilmiş, ekonomisi de paramparça bir ülke olarak Suriye’deki gıda fiyatlarının durumudur.

Mesela tavuk etinin kilosu 1,5 dolar. Yani 6 lira. Dana eti ise 6 dolar, yani 24 lira. Koyun eti biraz pahalı; bölge mutfak kültüründe çok önemli yer kaplayan koyun etinin kilosu 10 dolar, yani 40 lira civarına.

Türkiye’de ise en ucuz tavuk eti 7 lira, dana etinin kilosu da 42 lira. Türkiye’de 6 liraya alabildiğimiz benzinin fiyatı ise Suriye’de 44 cent. Yani 2, 64 lira.

Üretim sorunu devam ediyor

Suriye’de IŞİD teröristlerinin en güçlü oldukları dönemde, tarımsal üretimin en yoğun yapıldığı kuzey sınır şeridinde üretim faaliyeti neredeyse durma noktasına gelmişti.

Çünkü IŞİD’in, petrol yataklarından sonra, ele geçirmek için en çok çaba harcadığı noktalar su kaynaklarıydı. Su kaynaklarını kaybeden Suriyeli çiftçiler de büyük kafileler halinde yurtlarını terk ettiler. Suriyelilerin göç yönünün ülkenin güneyindeki ülkeler yerine Türkiye olmasının bir nedeni de buydu.

O topraklarda tarım yapmak hala zor ve birçok arazi ekilebilir duruma gelmiş değil. 2016 yılında buğday üretimi 1,5 milyon tona düştü. Bu miktar korkunç bir düşüşe işaret ediyor. 2013’e kadar ortalama buğday verimi 3,5 milyon ton olarak gerçekleşiyordu. 1,5 milyon ton buğday, Suriye tarihinin en düşük rekoltesi olarak kayıtlara geçti.

Dolayısıyla besin maddesi üretimi hala çok önemli bir problem. Üstelik üretim yapılsa bile işin lojistik kısmının önünde de aşılmaz görünen engeller var.

Hayatta kalma dersi…

Alternatif besin maddelerine yönelim işi, meseleyi bir ölçüde çözüyor görünse de Suriye hükümeti yakın gelecekte büyük bir gıda krizini öngörerek bazı tedbirler alıyor. Bunlar arasında ilginç bir uygulama; Halep, İdlib, Hama, Humus ve Şam’ın banliyölerindeki bazı okulların çocuklara beslenme eğitimi vermeye başlamasıdır.

Ancak bu eğitim, sadece neyin nasıl tüketileceğiyle ilgili değil. Esas olarak “nasıl üretim yapılacağıyla ilgili”. Suriye hükümetinin eğitim projesine FAO, Çocuklar İçin Birleşmiş Milletler Fonu ve Dünya Gıda Programı adlı kuruluşlar da destek veriyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO’dan aldığımız bilgiye göre; bu okulların bahçelerinde bitki üretimi amacıyla özel alanlar oluşturulmuş. İlk ve ortaokul öğrencileri bu çerçevede fide ve fidan dikimi, temel yetiştiricilik, hasat vb dersler görüyorlar. Bunun yanında hangi vitamin nasıl temin edilir, beslenmede minerallerin, proteinlerin ve karbonhidratların önemi gibi beslenmeyle ilgili çeşitli bilgiler alıyorlar.

Yani bir gün tek başlarına kalacak olurlarsa, aç kalmamayı öğreniyorlar…

Survivor gibi ama bir farkı var; rezil bir şovun içinde değiller. Gerçek tehditlerle yatıp kalkıyorlar.

Etiketler:

suriye, gıda, beslenme, tarım, göçmen, mülteci, gıdaya erişim, FAO, BM, birleşmiş milletler, suriyeli çocuklar
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com