29.08.2017
Salı

Bir ülkede ekili arazinin genislemesi, pazar planlamasi ve tarimla ilgili devlet stratejisi varsa o stratejinin geregi dogrultusunda önemli bir gelismedir. Ayrica genislemeden bahsedebilmeniz için mevcut ekili arazinin ne kadar oldugunu bilmek sarttir. 

AKP Izmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli, ekilmemis bir karis toprak kalmayacagini ilan etti.

Bu iddiali beyani bir ucundan tutayim da irdeleyeyim diyorum ama elle tutulur hiçbir yani yok.

Isin kötüsü bir ucundan tutsan bile bir yere götürecegi yok. Bos bir açiklama. Sektör gündemini bir iki gün mesgul etmek disinda bir amaci yok.

Ama madem gündem oldu, biz de düsüncemizi paylasalim. “Ekilmemis bir karis toprak kalmayacak” diyebilmeniz için ekilebilir arazinizin ölçüsü, bu arazi içinde ne kadarinin halen ekiliyor oldugu, ekilmeyen arazinin neden ekilmiyor oldugu gibi birçok seyi biliyor olmaniz gerekir. Bunun için de istatistik çalismalariniz olmalidir.

Hâlbuki Türkiye’de tarimla ilgili istatistik bilgiler ya çöp niteligi tasiyan eski, eksik ve yanlis bilgilerdir ya da zaten hiç öyle bir bilgi yoktur. Dolayisiyla ekilmemis araziyi ekilir hale getirmeniz zor çünkü ekilmemis arazi nerdedir onu bile bilmiyorsunuz.

Tarimsal istatistiklerin durumu

Öte yandan, devletin kayitlarinda “ekiliyor” diye kaydedilmis zilyon hektar arazi, aslinda ‘dogrudan araziye destek’ verilen dönemlerden kalma kayitlardir. Bu araziler üzerinde çok degil, üç uzman iki gün çalissa bir sürü gülünç ve acikli bulgular elde edecektir. Kiraç ve kayalik daglar, göller, orman arazisi vb ilgisiz topraklar birileri hesabina tarla olarak kaydedildi ve onlarca yil hiçbir arpa danesi bile üretmeden dogrudan devlet destegi aldilar. Gözünüze küçük görünmesin; on binlerce dönüm arazi kaydi olan insanlar var. Bazi vatanseverler “araziye degil ürüne destek verilsin” diye yirtinirken onlar bu destekleri hiç kaçirmadan, arsizca ve hirsizca aldilar.

Simdi araziye verilen destek kaldirildi çok sükür ama kayitlar nerenin ne kadar ekiliyor oldugunu anlamayi saglayacak kayitlar degil.

Isin daha önemli tarafiysa su; ekeceksin de ne yapacaksin? Yahut ekiyorsun da ne oluyor?

Dünyanin en önemli findik üreticisi ülkesiyiz. Öyle devlet arsivlerine veya kayitlara bakmaniza gerek yok. Google’da “findik” yazip aratin bakalim, findik üretiminde birinciyiz de ne oluyor, görün.

Birçok stratejik üründe ayni sey söz konusu; üretim planlamaniz yok, pazariniz yok, oldugu kadari için pazar stratejiniz yok, gümrük planlamaniz yok, ürün fiyatini belirlemede en ufak inisiyatif alamiyorsunuz; daha çok üretip ne yapacaksiniz?

Cevapsiz bir sürü soru…

Arazi bol, peki kim üretecek?

Her seyi kenara birakin, diyelim ki ekilebilir arazinin tamamini ekecegiz; kim ekecek kardesim?!

Entansif tarim yapiyoruz dediginiz; tarimin teknoloji destegiyle yapildigi, çiftçinin en çok kazandigi bölgelerin basinda Antalya gelir. Antalya’da serada çalisacak insan bulabiliyor musunuz?  Adamin çocuklari otel isçisi olmus, öldürsen seraya girmiyor. Kendisi yaslanmis çalisamiyor. Yarici aile bulmak istiyor, bulamiyor.

Bu tablo baska bölgelerde köylerin ve ‘ekilebilir arazilerin’ bosalmasi seklinde tezahür ediyor. Herkes sigortali is pesinde, sigortali isin de dogru dürüst güvencesi yok ama herkes en azindan risk almadan bir güvence almanin pesinde. Kiminle yetistireceksin ürünü?

Hukuktan ne haber?

Bugün hasat ettin domatesi, 80 kurusa hale verdin. Yarin kaç kurusa vereceginin garantisi var mi? Yahut üreticiyi piyasa entrikalarindan koruyacak bir mekanizman var mi?

Yahut birak entrikayi, teslim ettigi malin karsiligini alamayan üretici için koruyucu bir hukukun var mi? Küp notluklardan çekilmis kâgit parçasina yaziliyor çiftçinin kaç kilo domates biraktigi…

Yarini olmayan, gelecege dair ufku olmayan bir sektör için diyorsunuz ki, mümkün olan bütün arazide üretim yapacagiz. Kim sürecek kardesim, tarlayi!

Güven, güven, güven…

Tamam. Bunu da geçelim…

Üretmek için iki temel degere ihtiyaciniz vardir. Sermaye ve emek. Emek olgusu bir yaniyla ömür demektir. Emeginizi harcarken ömrünüzden bir parçayi harcarsiniz. O yüzden en kiymetli ekonomik deger, emektir. Peki, ömrünüzden verirken ne beklersiniz ki? Herhalde ilk beklentiniz güven duygusudur.

Bütün ekonomik sistemler güven olgusu üzerine insa edilir. Güven duygusu varsa insanlar daha çok üretmenin yollarini arar. Ama bugün güven konusunda büyük problemlerimiz var. Onun için “bütün araziyi ekecegiz” falan demenize gerek yoktur. Icraat mercii iseniz ve elinizden geliyorsa, güven tesis edersiniz. Arazi, sermaye, emek falan lazim olursa çiftçi onu bulur; üretmeyi bildigi seyi de üretir.

Tarim sektöründe ve özellikle de AKP seçmen tabanin da önemli yer tutan çiftçi camiasinda bas veren huzursuzluk tehlike çanlarini çalmaya basladi. Bakanlik çevrelerinden üretici çevrelerde biriken gazi almak amaciyla pes pese birçok açiklama yapiliyor. Açiklamalarin temeli iki ilginç esasa dayaniyor: birincisi “her sey çok güzel olacak”, ikincisi de “biz kudretliyiz, her seyi yapmaya gücümüz yeter.”

Ikisi de dogru degil. Her sey daha güzel olmayacak çünkü daha çok üretmenin en temel ve basit kurallarini bile yok sayiyorsunuz. Her seyi yapmaya gücümüz yetmez çünkü o gücü tesis edecek pazar hâkimiyetine sahip degiliz. Isterseniz dünyayi üretin. Pazar dediginiz yerde de güven sorunlariniz beton bir duvar gibi karsiniza dikilir.

En güzel örnek findiktir; pazarda hükmünüz yoksa dünyanin tek findik üreticisi olun, hiçbir ise yaramaz. Almanlarin Hamburg’daki depolarinda kendi pazarina 10 yil yetecek findik depolanmis durumda. Fiyati istedigi gibi belirliyor. On katini üretsen ne olacak…

Torunlarimiz ödeyecek

Sahsen bu konularda hükümetten bir beklentim yok. Ama dogru bildigimizi yazalim; birakin ekilir araziyi genisletme laflarini falan. Bilimin, hukukun, güvenin, planlamanin olmadigi yerde bir adim ileri gidemezsiniz.

Bunlari tesis edin. Liyakat sahibi, inançli, azimli bilim insanlarini devletten kovalamayi birakin. Kovalayacaksaniz, hurafeyle bilimi ayirt edemeyen bilgisiz personeli kovalayin. Hukuku, sistemi, planlamayi, ölçme ve degerlendirmeyi esas alan sektör politikalari belirleyin ve uymayani derhal devletten kovun gitsin.

Devletin harcadigi zamani torunlarimiz ödeyecek.

 

Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

 

Etiketler:

tarimsal istatistik, ekili arazi, destekleme, dogrudan gelir destegi, stratejik ürün, ekilebilir arazi, yarici,
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com