07.11.2016
Pazartesi

Türk sebze meyvesinin Rusya’ya girişi yasaklandığından bu yana ihracatçılar üretilen malı gitmesi gereken yere göndermek için yoğun çaba sarf etti. Bu arada reeksport kisvesi altında bu büyük pazardan pay alma fırsatı bulan bazı ülkeler, Türk ihracatçısının zor durumundan faydalanmayı bildiler. Tabi, biz de ürünümüzü sattık. Şikayetimiz yok.

Ancak esas olan Türk malını Türk ihracatçısının satabilmesidir. Yani boykot sona ermeli ve biz Ruslarla daha önce çalışabildiğimiz gibi çalışabilmeliyiz. Gerek sektör temsilcisi STK’lar gerekse hükümet yetkilileri bu yolda çok yoğun çaba harcıyorlar. Ama Rusya ve Türkiye tarafları dışında boykot sürecinden nemalanmış başka aktörler, boykotun devam etmesi için elinden geleni yapıyor. Bunların başında da Azeriler var.

Azeriler Ruysa'da sebze meyve ticaretini kontrol ediyor

Azeriler, Rusya’daki toptancı hallerindeki işleyişi de büyük ölçüde kontrol ediyor. Onların haberi olmadan öyle büyük ölçekli işler yürütmeniz söz konusu değil. Bugüne kadar bu konuda kimsenin bir şikayeti de olmadı. Türk kökenli iki ülkenin vatandaşları gayet güzel çalıştılar. Ama boykot başladıktan sonra Türklerin işleyişteki etkinliği çok büyük zarar gördü. Belki de gelecekte acısını çekeceğimiz asıl mesele bu mesele olacak… 

GreenQ Topraksız Tarım Danışmanlık Eğitim Yatırım ve Proje Şirketi’nde Ülke Müdürü olarak görev yapan Ziraat Mühendisi İbrahim Yılmaz, Rusya ve Azerbaycan bölgesine düzenli aralıklarla iş ziyaretleri yapıyor. İbrahim Yılmaz kısa süre önce gerçekleştirdiği ziyaretlerde edindiği izlenimleri Hal Postası’yla paylaştı. Bu kısa röportaj, boykot sürecini anlamaya çalışırken daha isabetli sonuçlara varmak için bilgilendirici olabilir.

Hal Postası: İbrahim Bey, Rusların boykotu başladıktan sonra Türk meyve sebzesinin hiçbir şekilde Rusya’ya girmediği söylenemez. Çeşitli kanallarla boykot uygulaması delinmeye çalışıldı. Bunları duyuyorduk. Öte yandan daha bir iki hafta olmadı; Rosselkhoznadzor, Belarus özelinde yasaklı ama reeksport edilen sebze ve meyvelere karşı ciddi önlemler aldığını açıkladı. İç piyasaya baktığımızda da domateste herhangi bir arz fazlası görmüyoruz. Fiyatında herhangi bir düşüş de yok. Demek ki domates gideceği yere gidiyor! Sizce süreç nasıl işledi? %50’sini Ruslar alıyor dediğimiz domatesler nerde?

İbrahim Yılmaz: Uçak krizinin hemen ardından, Türk yaş sebze piyasasının nasıl etkileneceğini açıkça tahmin edebiliyorduk. Krizin ardından bu şekilde boykot ve ambargoların da kısa sürede geleceğini bekliyorduk.

Genel olarak beklentilerin dışında gerçekleşen durum şu oldu; Türk yaş sebze meyvelerinin farklı yollardan yine Rusya’ya girmesi. Bu durum piyasada ciddi bir arz fazlası yaratmasa da, yaş sebze meyve özellikle Ocak–Mart ayları arasında beklenen yüksek fiyatları göremedi. Bu gelişme, Türk yaş sebze meyvelerini farklı yollardan Rusya’ya sokan diğer aktörlerin işine yaradı. İsimsiz, markasız karton kutulara işlenen tonlarca ürün Ukrayna, Romanya, Belarus, İsrail ve özellikle de Azerbaycan gibi ülkelere girdi ve karton kutusu, etiketi değiştikten sonra Rusya’ya sokuldu.

Rusya pazarının kapanmasından sonra Ukrayna, Romanya, Suudi Arabistan, Hollanda, Belarus, Polonya, Gürcistan, İsrail gibi ülkelere olan ihracatta önemli artış sağlandı. En büyük artış ise İsrail’e ihracatta yaşandı. Ocak ayında İsrail’e yapılan ihracat miktar bazında geçen yılın Ocak ayına göre % 4 bin 898, değer bakımından ise % 4 bin 44 oranında arttı! Bu dönemde İsrail’e yapılan yaş meyve sebze ihracatı 54 tondan, 2 bin 728 tona ulaştı.

Hal Postası: Evet, İsrail’in Türkiye’den sebze meyve ithalatıyla; özellikle de binlerce ton domates ithaliyle ilgili biz de bir haber yapmıştık. Peki, şimdi deniyor ki “Rusya’da hallerde Azeriler ağırlıklı hakim ve söz sahibidir. Onlar olmadan adım atamazsınız. Nakliyeye de Dağıstanlılar hakimdir, malınızı Dağıstanlılarla temas etmeden dağıtamazsınız.” Bunlar doğru veya yanlış olabilir ama mesela eğer Azerbaycan üzerinden mal gönderildiyse bu işleyişten Azeriler muhakkak büyük çıkar sağladılar. Belki boykotun sona ermesi ülkedeki piyasaya hakim olan Azerilerin istemediği bir şeydir? Ne düşünüyorsunuz?

İbrahim Yılmaz: Moskova’da ki en büyük halden tutun da, Adler–Soçi bölgesinde küçük sayılabilecek birçok haldeki satıcıların neredeyse tamamı Azerilerden oluşuyor. Hatta Moskova’daki Pokrovsky ve Lotus toptancı hallerinin yapımını üstlenen firmalar bile Azeridir. Rus sebze meyve sektöründe Azeri hakimiyeti ve Azerilerin piyasadaki etkinliğini buradan kestirebilirsiniz.

Krizin ardından Türk yaş sebze meyve ürünlerinin, dolaylı yoldan Rusya’ya girmesini sağlayan firmalar da çoğunlukla Azerilere aittir. Hatta birçok meslektaşımız ve sektörde faaliyet gösteren firma, bu işlemi Azerilerle beraber yapmışlardır. Bu iş sayesinde ciddi derecede kar eden firmalar oldu.

Azeriler boykotun devamı için lobi yapıyor

Fırsatları değerlendirmek güzel bir şey, buna bir sözümüz olamaz tabi. Fakat kısa süreli kar getiren bu süreç, uzun vadede ciddi sıkıntılar getirecek bir süreç olabilir. Şöyle ki; geçtiğimiz haftalarda danışmanlık yaptığımız firmaları ve seralarını ziyaret amacıyla Soçi bölgesindeydim. Gümrükte bulunan broker ofisiyle gümrük, kontrol gibi konuları konuşurken, tesadüfen oradaki yetkililer, Türkiye’den gelen bazı spesifik ürünlerin, özellikle domates ve hıyar konusundaki ambargonun devam etmesinin, Azerilerin yaptığı baskıdan kaynaklandığını belirttiler. Yani, Azeriler boykot süresince elde ettikleri karlılığı sürdürmek adına Türk ihracatçısının önünü kesmek için lobi faaliyeti yürütüyorlar.

Azeriler üretim için devasa yatırımlar yapıyor

Ayrıca Türk yaş sebze meyvesine uygulanan ambargonun avantajını yaşayan Azerbaycan’da yaş sebze meyve sektöründe enteresan gelişmeler oluyor. Önümüzdeki sezonların da bu şekilde geçeceğini planlayan yatırımcılar, ciddi büyüklüklerde sera projelerini hayata geçirmeye başladı. Tabiri caizse, Azerbaycan’da dağ taş sera oluyor! Bu büyüme uzun vadede, Rusya’da bulunan Azeri halcilerin yaş sebze ve meyveyi kendi vatanlarından alacak duruma gelmelerini sağlayabilir. Bu ihtimal, Türk yaş sebze meyve sektörüne asıl ciddi zararı verecek ihtimaldir diye düşünüyorum.

Boykotu iyi anlamak, birbirine bağlı birçok etkeni görmek lazım

Hal Postası: Kurcaladıkça yeni şeyler çıkıyor. Geçen hafta yayınladığımız bir haberde de boykotun sona ermesi için yürütülen çalışmaların gecikmesinin, Türkiye’de hayvancılıkla bağlantılı olabileceğini bildirmiştik. Kalıntı konusunda da son iki hafta içinde aralarında dünyada yasaklanmış kimyasalların da olduğu bir dizi etken madde tespit edildi ve büyük miktarda ürün gümrüklerden geri gönderildi. Sadece Rusya’dan değil, Ukrayna ve başka ülkelerden de. Belki konuyla ilgili tek bir neden arayışını bırakmak; birbirini etkileyen bir nedenler dizisini düşünmek ve öyle analiz etmek lazımdır. Ne dersiniz?

İbrahim Yılmaz: Tabi! Yaşanan olaylar hem Rusya hem de Türkiye tarafından kolay ve hızlı bir şekilde tolere edilebilecek veya unutulabilecek olaylar değil. Türkiye tarım sektörü olarak bizlerin ne istediğini ve ambargonun bir an önce kalkmasını arzuladığımızı Rusya çok iyi biliyor. Dolayısıyla bu süreci kendi tarafında nasıl fırsata çevireceğini düşünmesi de gayet normal politik hamlelerden birisidir diye düşünüyorum.

“15 yıldır hala kalıntı konuşuluyorsa…”

Fakat biz, Türkiye tarım sektörü olarak bireysel görev ve sorumluluklarımızı harfiyen yerine getirip, kalite ve güvenilirliği her konuda sağlamak; temiz ve sağlıklı ürünler yetiştirilmesi konusunda gerekli sorumlulukları almak zorundayız. Zira kalıntı mevzusu neredeyse 15 yıldır konuştuğumuz bir mevzu ve eğer hala kalıntıyla ilgili, ürün satışında problem yaşıyorsak, üretim zincirindeki bütün paydaşlarımızda; danışman, çiftçi, bayi, mühendis, tekniker, bürokrat, komisyoncu, tüccar, ihracatçısıyla hepimizde ciddi bilgi eksikliği var demektir. Bu kadar uzun sürede artık sistemin tamamıyla oturmuş olması gerekirdi. Artık kalıntı ile ilgili problem yaşamıyor olmamız, başka şeyleri konuşuyor olmamız gerekirdi diye düşünüyorum.

Etiketler:

Rusya, boykot, ambargo, Azeri, ihracat, reeksport
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com