14.08.2018
Salı
ABD’de bir okulda bahçıvanlık yapan Dewayne Johnson adlı işçi, artık Bayer firmasının bir parçası olan Monsanto’ya ait RoundUp ve RangerPro adlı ürünlere dayalı kanser teşhisi üzerine açtığı davayı kazandı.
 
Dewayne Johnson, 289 milyon 200 bin USD tazminat alacak.
 
Rakam muazzam. Türkiye’de olsa cari açığı kapatmada faydası olurdu. O derece büyük bir rakam.
 
Adı geçen işçi bir okulda çim alandan sorumlu kişi olarak çalışırken yıl boyunca 20 ila 30 defa bu iki ilacı istenmeyen otları öldürmek için kullanmış. Non-Hodgkin Lenf Kanseri denen hastalığa yakalanıyor ve bu iki ot öldürücü ilacın etken maddesi olan glifosat’ın, söz konusu hastalığa neden olabileceği anlaşılıyor.
 
Jüri, Monsanto‘nun Dewayne Johnson’a 250 milyon USD cezai tazminat, 2,2 milyon USD maddi tazminat, 37 milyon USD manevi tazminat olmak üzere, toplam 289,2 milyon USD tazminat ödemesine karar verdi.
 
Dewayne Johnson’ın durumu tek örnek değil. Monsanto’ya glifosat içerikli ilaçlarla ilgili olarak açılmış olan 5 bin civarı dava, halen devam ediyor. Dolayısıyla bu karar devam eden bütün bu davalara da emsal olacak.
 
Tabi, çok acıklı bir durum ama Dewayne Johnson’ın alacağı tazminatı görüp görmeyeceği de meçhul.
 
Çünkü kanser bütün vücudunu sarmış durumda ve kısa süre içinde hayatını kaybedeceğini; ölmek üzere olduğunu biliyor...
 
Okul bahçesinde sadece yabancı ot mücadelesi için iki farklı ilacı kullanan ve kanser olan işçinin hikayesi böyle.
 
Glifosat: büyük problemin küçük cüzzü
Bu hikayede beni rahatsız eden şey şu oldu; glifosat etken maddeli onlarca zirai mücadele ürünü var. Bunların kullanılması hem ABD’de, hem AB ülkelerinde, hem de ülkemizde serbest.
 
Öte yandan bizim çiftçimiz glifosat içerikli ürünlerden başka onlarca farklı zehir kullanıyor.
 
Üstelik kendi serasında, bahçesinde, tarlasında kullanmadığı bir sürü başka ilacı da komşuları kullandığı için mecburen soluyor, kokluyor…
 
Boşaltılmış zehir ambalajlarının yol kenarlarına, su arıklarına atılması nedeniyle çiftçiler dışındaki pek çok insanımız da bunlardan nasibini alıyor elbette.
 
Evde, restoranda vb. yerlerde bu tarım ürünlerini tüketenler de…
 
Glifosat yasal bir ürün demiştik. Yasal olmayan yani devletin yasakladığı bazı zehirler, el atından ticareti devam etmek suretiyle hala çiftçinin gündeminde.
 
Kimi zaman ihracat kapılarından dönen ürünler hakkındaki Avrupa Birliği bildirimlerini okuyunca, yasaklanmış zehirlerin hala kullanılmaya devam ettiğini anlıyoruz.
 
En büyük yasak
Herhalde Türkiye’de hakkında konuşulması yasak olan; hakkında konuşulmasın diye en çok çaba sarf edilen konu tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde kullanılan zehirli maddeler konusudur.
 
Devletin hazırladığı ama kamuoyuyla paylaşmadığı bir raporu yayınladığı için hakkında soruşturma açılan gazeteciler oldu.
 
Mesela devletin hazırladığı bir raporun başlığı “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi” idi. Raporun korkunç sonuçları, Cumhuriyet gazetesinde Bülent Şık imzasıyla 15 Nisan 2018 tarihinde başlayan 4 günlük yazı dizisinde açıklandı.
 
Açıklandı ama raporun zirai ilaçlara dayalı kanser hastalıkları hakkındaki sonuçlarını tartışamadık. Onun yerine yazı dizisini yayınlayan Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık’a, yazı dizisini yayınladı ve halkı konu hakkında bilgilendirdi diye açılan soruşturmayı tartıştık.
 
Herkes kendi derdinde
Tabi Türkiye’de çiftçi domatesini toptancı hale götürdükten sonra olanlarla zerre kadar ilgilenmez.
 
Halciler de tüketici halindeki meslektaşlarına teslimat yapıldığı anda konuyla bağlantılarını koparırlar.
 
Ziraat mühendisleri ve bayiler konusuna ayrı bir yazıyla değinmek lazım; vicdani duyarlılığı olmayan pek çok mühendis el altından ruhsatsız ürün öneriyor; hatta bazıları bunların satışına da aracılık ediyor.
Vicdan sahibi mühendislerimiz bile baş edemedikleri bir sarmalın içinde, ellerinden bir şey gelmeden kendilerini lekelememeye çalışarak mücadele ediyorlar.
 
Nihayetinde bütün paydaşlar süreci neresinden tutuyorsa orasıyla ilgilenip, o esnada yapabiliyorsa cebini dolduracak ve işler böyle devam edecek…
 
Eh! Tüketici ne yapsın! O da manavdan marketten satın alırken üzerinde düşünmeye başlıyor; mutfağına götürüp tüketiverince onun da işi bitiyor.
 
Kanser hastaları ne yapacak?
Ama mesele tüketici, üretici, aracı, mühendis meselesi değil. Mesele halk sağlığı meselesi. Adam kanser oldu diye 290 milyon dolar tazminat alacak.
 
Biz ne alacağız?!
 
Elimizden hiçbir şeyin gelmediği bir döneme girdik. Yapabildiğimiz tek şey söylemek ve akıl edebiliyorsak sorular sormak…
 
Trakya’da, Antalya’da zirai ilaçlara dayalı geliştiği anlaşılan, binlerce kanser vakası olduğu devletin raporunda belgelenmiş. Biz ne alacağız?
 
Bu kanser hastaları ne yapacaklar?
 
Bazı kanser ilaçlarını parasıyla bile bulamamaya başladığımız şu günlerde, bu insanlarımız ne yapacak?
 
 
Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

Etiketler:

monsanto, bayer, glifosat, zirai ilaç, dewayne johnson, tazminat, güvenilir gıda, güvenli gıda, organik, doğal
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com