08.06.2018
Cuma

Pancar üretimi ülkemizin en önemli tarım ürünlerinden biri. Bunun hesabını kitabını yapmadım ama belki ilk sırada sayabilirsiniz.

Ulusal kalkınma konusunda milletçe bazı komplekslere sahibiz.

Sanayi ve teknoloji dediğimiz zaman aklımıza ya ağır eritme kazanları, ya uzay aracı fırlatma rampaları, yahut akıllar almaz bilgisayar laboratuarları falan geliyor.

Tarım torba işleri de böyle üçüncü dünya ülkelerine kalan; onlara bırakılması gereken; üreticisini, çalışanını –ez gitsin– önemsemeyebileceğin; çok da hikmeti, kıymeti olmayan bir iş gibi düşünülüyor.

Hâlbuki kalkınma, bütün bunların her birinde yapabildiğin kadar varlık göstermektir. Her şeyi yapmak; sanat, edebiyat, sinema, müzik ve insan etkinliği dediğiniz bütün her şeyde kayda değer etkinlik gösterebilmektir, kalkınma.

Bunun için de ölçüp biçmeniz lazımdır. Her şeyden önce ağzınızdan çıkan sözü.

Şeker ve pancar

Geçtiğimiz günlerde İyi Parti’nin başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, Karaman’da düzenlenen seçim mitinginde, pancar çiftçisine hitaben şunları söyledi; “Cumhurbaşkanı seçildiğim günün ertesinde buradan uyarıyorum, bu şeker fabrikalarını satın alanlar, sakın ha ellerinizi uzatmayın ha! Derhal onları iptal edeceğim haberiniz olsun! Millet yeniden şeker fabrikalarının sahibi olacak. Pancar üreticileri size de bir sözüm var. Pancar Türkiye’nin en stratejik ürünüdür. Hem şeker üretirsin hem de hayvancılık yaparsın. Hayvancılığın stratejik ürünlerindendir. Dolayısıyla pancar kotasını kaldıracağım haberiniz olsun!”

Şeker fabrikalarının yeniden kamulaştırılması sözünü şükranla, takdirle karşılıyorum ama o işin de kolay olmadığını söylemek gerek.

İktidar tasarruflarından dönüş yapma, iktidar tasarruflarını iptal etme veya iktidarın gerçekleştirdiği bazı tasarrufları sonuçlarıyla beraber ortadan kaldırma gibi sözleri verirken şunu akılda tutmakta fayda olur; iktidar o verdiğiniz sözlerle ilgili işler hakkında hüküm giymedikçe o sözleri biraz zor tutarsınız.

Önce ‘hukuk’ sözü

Yoksa “hukuk düzenine geri döneceğiz” deyip dururken imzalı, mühürlü, onaylı sözleşmeleri buruşturup çöpe atamazsınız.

Şeker fabrikalarının satış sözleşmelerini iptal edecekseniz önce o satış sözleşmelerini imzalayanları, o satışları planlayanları, satışları onaylayan siyaset figürlerini yargılamak zorundasınız.

Yargı o yetkilileri suçlu bulursa size de satışları iptal etme yolu açılmış olur. Bunun sözünü vermeden, “satışları iptal ettireceğim” falan demeniz hikâyedir.

Hadi satış sözleşmelerinin iptali için söz verdiniz, diyelim ki iptal de ettirdiniz; Allah sizden razı olsun! Bu milletin uğradığı en korkunç haksızlıklardan birine engel oldunuz. Şükran, minnet duyarız.

Peki pancar kotasının kaldırılması ne demek ola ki?!?

Size bu konularda danışmanlık edenlerin kim olduklarını çok merak ediyorum. Siz ve danışmanlarınız pancar kotasının neden getirildiğini düşünüyorsunuz, acaba? Pancar kotasının anlamını, neden gerektiğini, efendim; kime hizmet ettiğini, kimleri, kimlerden koruduğunu zannediyorsunuz, acaba?

Kota nedir ne değildir; kotayı anlayalım

Birincisi; bazı tarım ürünlerinin üretimiyle ilgili kotalar uygulanması, üretimin her yönüyle planlanmasının keskin ve vazgeçilmez sonuçlarından biridir. Planlı üretim yapıyorsanız kotalar koyarsınız. Bu kadar nettir.

İkincisi, devletin alım garantisi verdiği bir ürünle ilgili kota uygulamanız yoksa o alım garantisi 30 bin dönüm arazisi olan, bir oğulları iktidar partisi milletvekili; öbür oğulları muhalefet partisi milletvekili olan aşiretleri yahut abisi iktidar partisinden belediye başkanı olmuş toprak ağalarını beslemeye yarar. Sonuçta devlet 10 milyar ton pancar alacak değil; bir sınırı olacak. O sınırı da toprak ağaları dolduracak.

Pancar kotası buna engel olmak demektir. Asgari ölçekten daha geniş arazisi olanların pancar ekimi kotayla sınırlandırılır ki devletin alım garantisi, herkese azami ölçüde eşit fayda versin.

Üçüncüsü, pancar tarımı demek aynı arazide 3 yıl arayla münavebe yapmak mecburiyeti demektir. Bir yıl pancar ekersiniz, ikinci yıl ayçiçeği, üçüncü yıl da buğday ekersiniz. Bu üç ürün araziyi birbiri için hazırlayan bitkilerdir. Böylece veriminiz düşmez, toprağınız korunur, kazancınız da stabil olur. 60 dekar araziniz varsa bu yıl 20 dekarında pancar, 20 dekarında ayçiçeği, 20 dekarında buğday yaparsınız; bu oranlar her yıl aynı kalırken parselleri değiştirirsiniz. Bütün arazinize pancar ekerseniz, tekrar pancar ekmek için 3 yıl geçmesi gerekir.

Ya da “kota falan olmasın” diyorsanız, “ben ektim, karadüzen ne çıkarsa bahtıma, kime denk gelirse şansına” demek zorundasınız. Satabilen satar, satamayan oturur pancarlarını sayar.

Bir şey daha var.

Niyet okumuyoruz. “Kotayı kaldıracağım” ifadesi de kötü niyetle söylenmemiştir.

Ama bu ülke çiftçisi her türlü tezgahı gördüğü için aklımıza gelir; en azından gazeteci, aklına getirmek zorundadır! Pancar üretiminde kotayı kaldırmanın nereye varacağını az çok tarif ettik.

Şimdi o varacağı noktayı da açıkça anlatalım ki siyasetçi danışmanıyım diyen kifayetsizlere ders olsun!

Kotayı kaldırırsanız..

Kotayı kaldırırsanız, kısa süre içinde büyük arazi sahipleri dışında pancar üreten hiç kimse kalmaz.

Kotayı kaldırırsanız, büyük dediğimiz o arazi sahipleri kısa süre içinde pancar kotalarını uluslararası sermayeye satar.

Kotayı kaldırırsanız, kısa süre içinde o yabancı sermayeli üretici pancar tarlalarını ortadan kaldırır çünkü zaten o kotaları, çok daha ucuza üretilen kamış şekerini ithal getirmek için satın almıştır.

Kotayı kaldırırsanız, kısa süre içinde Türkiye’de pancar üreten hiç kimse kalmaz.

Kotayı kaldırırsanız, bugün har vurup harman savurduğunuz o sözleri alkışlayan memleket çiftçisi, hiç anlamadığı işleri vasıfsız olarak yapmak ve elde ettiği üç kuruşla Cargill’i beslemek üzere dönüşür; yok olur gider.

Kota dediğiniz şeyi bir yurdu baştanbaşa dolaşıp onlarca yıl gece, gündüz uğraşıp çiftçi, çiftçi; parsel, parsel üretim planlaması yapan vatanseverler getirdi.

Kaldırayım koyayım falan derken biraz dikkatli, biraz özenli konuşmanız gerekir.

 

Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

Etiketler:

pancar, pancar kotası, cargill, şeker, hukuk
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com