20.09.2016
Salı

Alman kimya ve ilaç devi Bayer, Amerikan tohum ve tarım ilacı üreticisi Monsanto şirketini 66 milyar dolara satın aldı. Böylece Bayer, dünyanın en büyük tohum ve tarım ilacı üreticisi oldu.

Bayer, tüm dünya kamuoyunda bazı endişelere neden olan birleşme için çok önceden planlandığı anlaşılan “advancing together” (birlikte ilerleme) sloganıyla bir halkla ilişkiler çalışması yürütüyor. Bayer, çalışma kapsamında öncelikle her iki şirketin hissedarlarına yönelik bir lansman başlattı.

Agresif Monsanto stratejisi

Bayer – Monsanto birleşmesinin yarattığı kaygılardan başlıcaları şöyle; birincisi, Monsanto belki tarım sektöründe dünya tarihinin en agresif stratejisini izlemiş bir firmaydı. Sadece Hindistan’da Monsanto ile yaşadıkları itilaflar nedeniyle her yıl onlarca çiftçi intihar ediyordu. Bunların çoğu da ironik şekilde Monsanto markalı tarım ilaçlarıyla intihar etti. Monsanto, insanlığın doğadan taklit ederek binlerce yıldır uygulayageldiği geleneksel tohum ıslah yöntemi için patent almaya kalkacak kadar cüretkar davrandı. Bu strateji, maalesef ve hayal kırıklığı yaratacak şekilde, hiçbir ülkede anlamlı bir tepki hareketi yaratamadı. Şimdi Monsanto’nun mirasının sahibi olan Bayer, bu stratejiyi de devralmayı düşünüyor mu merak konusu. Öte yandan Bayer CEO’su Werner Baumann Monsanto’nun satın alınmasının hissedarlara, müşterilere, çalışanlara ve toplumun geneline büyük fayda sağlayacağını söyledi. Neler planladıklarını zaman gösterecek.

Devletlerin sektördeki çekişmesi

İkinci önemli kaygı tekelleşmeyle ilgili. Batı dünyasının tekelleşmeye karşı yerleşik yasaları bulunuyor. Ama günümüz dünyasında pazar tek ve artık bu tek pazarda çok büyük aktörlerin savaşı söz konusu. Üstelik 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyara ulaşacağı bekleniyor ve bu beklenti de tarımsal üretimle ilgili fiyat ve yeterlilik kaygılarını beraberinde getiriyor.

Bayer – Monsanto birleşmesinin hangi motivasyonla gerçekleştiği konusunu iyi analiz etmek gerekiyor. Bu olay sıradan bir birleşme değil. Başka büyük firmaların birleşmesiyle tetiklenen bir gelişme de değil. Tarım ve gıda ürünlerinin küresel ticareti artık şirketlerin karlılık ve verimlilik kaygılarıyla değil; stratejik bir konu olarak devletler tarafından ele alınıyor ve devletler şirketlerle alışılmadık şekilde işbirliği ve karşılıklı paslaşmalar yapıyor. Örneğin Çin devleti, Çinli tarım şirketlerine özellikle batılı rakiplerini satın alabilmeleri için resmen olmadık ayrıcalıklar vaat ediyor ve muazzam destek veriyor. Hal Postası olarak Bayer – Monsanto birleşmesinin, Çinlilerin son 10 yıldır sürdürdüğü stratejiye bir karşılık olduğu şeklinde yorumluyoruz. Bunu da en basit ifadesiyle Bayer’in Monsanto’ya ödediği fiyata dayandırmak mümkün. Hisse başına 128 dolar, Monsanto hisselerinin satış sırasındaki ederinin (yaklaşık 80 dolar) 1,5 katı…

Monsanto’nun GDO’ları ne olacak?

Üçüncü mesele yine Monsanto’nun genetik teknolojileriyle ilgili aldığı mesafenin, Bayer bünyesinde nasıl değerlendirileceği konusudur. Avrupa ülkelerinde ve AB kamuoyunda GDO içeren ürünlerle ilgili yüksek hassasiyet var. Muhtemelen Avrupalılar bu konuda bir vaziyet alacaklardır. Peki, dünyanın başka ülkelerinde yaşayan insanlar dünyanın en büyük tohum ve tarım ilacı üreticisinin ezici gücünden nasıl korunacaklar? Düşünsenize, dünya kamuoyu çok sayıda ülkenin yıllık bütçesini birkaç ay içinde ciro olarak kaydeden bir devle karşı karşıya kalacak!

Bir diğer husus Bayer’in beşeri ilaç alanında da bir dünya devi olmasının yarattığı kaygılardır. Görüldüğü gibi cevap bekleyen çok sayıda endişe var ve bunları bir potada değerlendirebilmek için bir sürü alanda bilgi sahibi olmanız ve laboratuar titizliğiyle analizler yapabilmeniz gerekir…

Girdi maliyetleri artacak mı?

Bir de tabi, işin mali ve hukuki boyutu var ama bu konuyla ilgili teamüller ve yasalar herhalde kenara atılmış durumda. Tekelleşme karşıtı düzenlemeler ne derse desin bu satın almanın şirket çıkarları açısından anlamlı olabilmesi, çiftçiye satılacak olan girdilerin fiyatını, yani üretim maliyetlerini arttıracaktır.

Türkiye’nin gündemi

Tarımsal üretimi temel geçim kaynakları arasında sayan ülkelerin Bayer – Monsanto birleşmesi de dahil benzer konsolidasyon girişimlerini çok yakından takip edecek bir ajandası olması gerekir. Elbette gelişmeler karşısında nasıl bir yol izleyeceği konusunda da bir stratejisi olması lazım. Türkiye’de de muhakkak bu konu ele alınmalıdır. Devletin çok önemli araştırma kuruluşları var. Bunlarla özel şirketleri konsolide edecek veya işbirliği içinde çalışmalarına imkan verecek bir stratejik plan yapılabilir. Bunları temenni olarak ifade ediyoruz ama günümüz Türkiye’sinde bu konuları gündeme taşımak da kolay değil… 

Etiketler:

Bayer, Monsanto, tohum, tarım ilacı, Werner Baumann, advancing together, tarım, GDO, GMO, Çin, China, tarımda tekelleşme, tekelleşme,
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com