04.05.2018
Cuma

Neresinden tutacağınızı bilemeyeceğiniz yepyeni bir düzenlemeyle çiftçi, üretici bir daha telafi etmesi mümkün olmayan çok ağır bir darbe daha alıyor. Arazi toplulaştırma çalışmalarıyla ilgili bütün yetki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne devredildi…

Ama tutulacak yeri yok dediğimiz konu DSİ’nin yetkilendirilmesi değil.

Asıl konu bir türlü toplulaştırılamayan parçalı arazilerin, hisseli tapuların devlet zoruyla gerekirse beşinci, onuncu şahıslara satışıyla ilgili kapıların açılıyor olmasıdır.

Asıl konu; arazi toplulaştırma düzenlemesiyle tarımsal suyun artık üreticiye su faturasıyla temin edileceğini belirten düzenlemenin aynı döneme denk gelmesidir.

Şimdi bu konuda yazıp çizenlerin çoğu, Resmi Gazete okumaktan imtina edenler için düzenlemelerin içeriğini bir güzel tarif ediyorlar. Bu çok kıymetli hizmet işe yarıyor mu bilmem; nitekim çoğunluk bu köşe yazılarını da pek okumuyor. Ama gazeteciler olarak zaten azınlıkta kalan okur–yazarlar için çalışıyoruz.

Neyse; konuyu ele alan yazarların bazıları da sanki milletçe çok büyük bir elmas madeni bulmuşuz gibi büyük sevinç içinde “artık araziler toplulaştırılacak, her şey çok güzel olacak” şeklinde bir iktidar güzellemesi yapmak derdindeler.

Haberleri yok ama o kredilerin çoğu batık

Hâlbuki her şey güzel falan olmayacak. Tersine pek çok şey çok kötü olacak. Çünkü çok sayıda üreticimiz kendi toprağında işçi oldu. Birçoğu da henüz bunun farklında değil; banka kredisi ödüyor, taksitlerin hepsini ödeyecek kadar zamanı var sanıyor. O kredilerin çoğu batık. Ödedikleri kadarını ödeyecekler, bankalar kalanı için arazilerinin tapusunu ellerinden alacak.

Bu arada gene kimseden duyamayacağınız bir gerçeği size ifade edeyim; bankalarla çalışmak yerine, komisyonculardan ayni/nakdi kredi kullanan çiftçiler nispeten şanslı.

Çünkü komisyoncular genellikle ipotek falan almaz; üstelik çiftçinin kendi toprağında üretmesi komisyoncunun da işine gelir. O riske girmek istemezler. Kendilerine bağımlı çiftçiler olması onlar için daha güvenlidir.

Arazi toplulaştırma işi, küçük üreticiyi yok etme işidir

Asıl mesele şudur: küçük arazi parçalarının tapularını ellerinde tutan milyonlarca üreticinin elinden o tapuları toplamak.

Yeni sahipleri kim olursa olsun, açık alanda en az 100 dekar, örtüaltında en az 20 dekar müstakil tek tapu olsun. Bütün dert, tasa bu.

Ancak şunu hesap etmiyorlar; iş o doğrultuda yürümeye başlarsa, arazi ölçekleri 100 dekarla yahut 20 dekarla falan kalmaz.

Orada açacakları yolun gideceği yer; binlerce dekar müstakil tapulu arazisi olan az sayıda devasa işletme ile milyonlarca işsiz köylü olacak.

Su bedavaydı, şimdi parayla satılacak

Tarımsal sulamada bugüne kadar çiftçi para ödemiyor muydu? Ödüyordu. Suyun dağıtımıyla ilgili maliyetini, cüzi miktarda saat ücreti ödeyen üretici paylaşıyordu. Yani suya para ödemiyordu. Kaç saat akıtıyorsa tarlasına suyu, bölgedeki ilgili birliğe yahut kooperatife o kadar dağıtım ücreti ödüyordu.

Şimdi suyun kendisine para ödeyecekler.

Bu dâhiyane fikrin kimin aklına geldiğini bilmiyorum ama nereden geldiğini tahmin ediyorum. Muhtemelen ekoloji, iklim, su kaynakları vb konularda birkaç kelam okumuş birilerinin parmağı var işin içinde. Dünyanın her yerinde su tüketimini azaltmak gerektiğinden bahsedilir; kişisel/evsel su tüketimini azaltmak için mesela “duşta daha kısa süre kalalım”, “önce sabunu alalım, musluğu sonra açalım” falan gibi öneriler yapılır.

Tarımsal sulamada kullanılan suyun toplam tüketime oranı %70!

Evsel su tüketiminin toplama oranıysa %2. Sen duşta 3 dakika kalsan ne olur be! Laf mı bu! Asıl tarımsal suya bakın! Toplam tüketimin %70’i diyor adamlar! Muazzam bir miktar!

Tüketimin kalanı da sanayide ve uzay teknolojileri dahil askeri amaçlı tesislerde tüketiliyor.

Yani düşünsenize! Bir memlekette işlerin külliyen batacağını bilen ve kaçınılmaz sonu 15 gün daha ertelemek isteyen birileri için muazzam bir kaynak, değil mi!

Hükümet yeni bir vergi kaynağı buldu

Kentlerde tüketilen suyu parayla satıyoruz ve mesela muhalif belediyelerin en önemli gelir kaynağı su! Türkiye’de tüketilen suyun %70’i tarımsal amaçlı kullanılıyor ve para ödemiyorlar! Harika bir para kaynağı! Bedava iş mi olur?

Kamu neymiş? Hizmet neymiş? Sal vergiyi, daya geç! Sesini çıkaran mı var! Öyle değil mi?

Resmen yeni bir vergi getiriliyor. Nelerden vergi alacaklarını şaşırmışlardı, tarımsal sulama imdatlarına yetişti. Artık tarımsal su kullanmak isteyen, vergisini çatır çatır verecek.

İşin daha üzücü bir sürü yanı var da, bir tanesinden bahsetmeden geçemiyorum; ya çiftçi örgütleri hala daha neyin ne olduğunu anlayamamış yetersiz, kifayetsiz insanlar tarafından yönetiliyor; ya siyasi ikbal beklentisiyle bu talan düzenine ses çıkarmamayı seçiyorlar; ya da tam seçim öncesi kimsenin bunlarla uğraşacak vakti yok…

Çiftçinin kendisine diyecek sözümüz yok çünkü çok iyi biliyorum ki onlar bütün bu süreçlerde, oy vermek dışında etkin olamıyorlar. Sandıkta yaptıklarını da kendileri, gayet iyi bilerek, yapıyorlar zaten.

 

Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

Etiketler:

sulama, su vergisi, çiftçi borçları, tarım kredisi, komisyoncu, devlet su işleri
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com