27.04.2018
Cuma

Genetik biliminin tarım ürünlerindeki uygulamaları, Türkiye kamuoyunda en insaflı ifadeyle ‘bilgisizce’ ele alınıyor.

Bu ifade, maalesef en üst düzeydeki bilim insanlarından tutun da, tarım–torba işleriyle zerre alakası olmayan vatandaşa kadar geçerli…

Çünkü bilim, kimseciklerimizin derdi değil. İşi tarım olmayan vatandaş ekmek derdinde zaten. Geri kalan herkes ise konjonktürü kovalamakla meşgul.

Duyarlılık sahibi bilim insanlarının, bilimsel gelişmelerin kötücül amaçlara hizmet etme ihtimaline karşı geliştirdikleri hassasiyeti de maalesef aynı çerçevede değerlendirmek zorundayım.

Genetik teknolojileri vahşi kapitalizme hizmet ediyor diye o alandaki gelişmelere külliyen sırtımızı dönmek, o alandaki gelişmelere saydırıp durmak nedir, Allah aşkına!

Bilakis bir bilim insanı, yüzünü o konuya daha çok dönmeli ve inisiyatifi ele geçirmek için çabalamalıdır!

Biyolojiyi uçuracak proje!

Neyse… Yeryüzü BioGenetik Projesi (Earth BioGenome Project–EBP) diye bir proje yürütülüyor. En kısa ifadesiyle bir gen haritası çıkarma projesi. “Biyoloji bilimini roketleyecek proje” diye tarif ediliyor.

Türkiye’de bizlerin aklına pek yatmaz ama projenin partnerleri arasında devletler yok. Üniversiteler, bazı sivil toplum örgütleri ve bilim kuruluşları var. Örgütlenme yapısını “Uluslararası bir kooperatif inisiyatifi” olarak belirtiyorlar. Devletler projeyle doğrudan bir ilişki içinde değiller.

Türkiye kamuoyunda bizim bakış açımız elbette “Sahibi kimmiş? Hangi amaçla kullanacaklarmış?” noktasından yola çıkacaktır.

Bu bakış açısı tarihimizde herhangi bir mevzuda beş paralık fayda vermemiştir ama bizim tabiatımız bu. Bunlara alışkınız.

Hangi konuda öfkemizi, hırsımızı dış mihraklara püskürttüysek, o konuda başımızı yakan hep içerdeki birileri olmuştur. Genellikle de dış mihraklara ilk saydıran kimler idiyse, onlar…

Blockchain teknolojisi

Bilim kuruluşlarının işbirliğiyle yürütülen çalışmalara ABD, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri, Brezilya, Avustralya, Kanada, Japonya ve bazı Afrika ülkelerinden kurum ve kuruluşlar katılıyor. Projenin bulguları da blockchain teknolojisiyle muhafaza edilecek. Yani, hem açık kaynak olarak yayınlanacak, hem kötü amaçlı hackerlardan korunacak, hem de herhangi bir küresel gücün yahut siyasi odağın tahakkümünde olmayacak.

Projenin bütçesi 4,5 milyar USD. Bu rakam 20 yıl önce belki 10 katı olabilirdi. Ama bilim ilerliyor ve mesela 2001 yılında bir türün gen haritasını çıkarmanın maliyeti 10.000 USD iken bu tutar bugün 1000 USD seviyesine kadar düştü.

Bazı hayallerimiz gerçekleşecek

Amaç şu; 10 yıllık süre içinde 1,5 milyon türün gen haritasını çıkarmak ve bunları kataloglamak. Üç etapta planlanan proje tamamlandığında, gen teknolojileriyle ilgili bugüne kadar duyduğunuz sayısız spekülasyondan pek çoğunun gerçekleştiğine tanık olacaksınız.

Projenin bugünden öngördüğü bazı gelişmeler şunlar olacak:…

  • Enfeksiyon hastalıkları ile kalıtsal hastalıklarla mücadelede muazzam ilerleme kaydedilecek.
  • Biyolojik temelli sentetik yakıtlar üretilebilecek.
  • Yaşlanmayı durduran veya gençleştiren ilaçlar geliştirilecek.
  • Yepyeni biyolojik canlılar üretilebilecek.
  • Dünya nüfusunu doyurmak için yepyeni çözümler geliştirilecek.
  • İnsanlığın dünya dışındaki macerasını destekleyen çözümler sunacak.

Projenin örnek hedeflerinden biri tarımsal üretimdeki böcek zararını azaltmak. Halen dünya ürün hasadının 1/5’ini böcekler tüketiyor. Üstelik muazzam miktarlarda kimyasal zehir kullanıldığı halde! Yani, kimyasal mücadele etmesek; ürünü, hasadı kendi haline bıraksak belki yarısını böcekler tüketecek!

Böceklerin kimyasal böcek ilaçlarına karşı bağışıklık geliştirmeleri de kullanılan ilaç miktarını sürekli arttırıyor. Bunun sonu yok resmen! Başka bir çözüm bulmak gerekiyor ve genetik bilimi bu konuyu çözmeye çok yakın.

Bir başka örnek ise hali hazırda gerçekleşmiş durumda. Sığırlarda ateşli hastalıklara neden olan bir kene türünün gen haritası çıkarıldı. Bu sayede kene kaynaklı hastalıklara karşı bir aşı geliştirilme aşamasında. Üstelik aynı gen haritasının varlığı sayesinde doğrudan sığır keneleriyle mücadele etmek de kolaylaşacak. Sığırlardan insana bulaşan kene kaynaklı berelyoz hastalığını bitirmek de mümkün olacak.

Bugüne kadar 15.000 türün gen haritası dünyanın farklı yerlerindeki bilim insanları tarafından çıkarıldı. Küresel hayatın yaklaşık binde biri bu.

Genetik bilimine saldırmak iş değil

Bildiğiniz gibi dünyayı tahrip etme kabiliyetimizin sınırı yok. Türler yok oluyor; havamız, suyumuz, toprağımız sürekli daha fazla kirleniyor. Yeryüzünün bazı bölgelerinde hayatın varlığını imkansız hale getirdik.

Sürekli, çok belirgin kimi tehditler altında yaşıyoruz.

Bu gerçekler bilim insanlarını ve edebiyatçıları Kepler186f gibi dünya benzeri gezegenlere göç fikrine yöneltiyor.

Ancak bana göre Kepler de burada, gezegen de… Genetik bilimi bazı ölümcül meselelerimize çözüm bulacaksa o çözümlere Kepler’de falan değil; burada, Dünya’da ihtiyacımız olacak.

Onun için genetik biliminden korkmak, bazı uygulamalarına saldırmak falan iş değil.

10 yıl sonra bütün dünyayla beraber tarım dediğimiz şeyi de tepeden tırnağa değiştirecek bir olguyla kavga edilmez.

Ancak kaygılarımız var elbette. Var ama meselemiz bilimsel çalışmalar değil. Bizim meselemiz bilimsel gelişmeleri zalim ve sorumsuz saltanatlarının bekasına adayanlardır.

Bu da zor kullanarak kazanacağınız bir dava değildir. Önce bilimsel yöntemi benimsemek, taklit etmek ve taklit ettiğimiz keşfin ötesine geçmek; gerekir.

Bilim üretmek gerekir.

 

Erdem Güner, bekirerdemguner@gmail.com

Etiketler:

blockchain, genetik, epigenetik, tarım teknolojileri, biogenome, ebp
 
KÖŞE YAZILARI
© 2018 www.halpostasi.com